2009'da,Doğal pembe domateslerimizin,
Olumlu enerji yaymayı
Sürdürebilmesi
Dileği,
Sevgi
ve
Saygılarımızla...
Tansuğ'lar...
Bu web-kütüğü, çok az bulunan "Pembe domates"in doğal yöntemlerle çoğalması düşüyle, bir Istanbul apartmanında Avniye ve Mehmet Tansug'un başlatıp, dostlarına yaydığı "evde yetiştirme serüvenleri"nin bir pembe domates ağina (PDA) dönüşmesi ve deneyimlerin paylaşılması için yayında...
Bütün bunları yazmaya yol açan şey Sayın Saygın'ın mesajındaki, PDA'nın ortaya çıkışının "insanların hayatta kalmalarını sağlayan bir içgüdüden kaynakladığı" düşüncesi mi yoksa?
O "içgüdü"nün "bilinç"le takviye edilmezse bir işe yaramayacağı kaygısı belki...
Haydi yine de -O güzelim filmlere ek olarak- "pembe" bir haberle bitsin bu yazı!
Sevgili üyemiz Rasim Konyar'ın, 29 Kasım'da, İstinye Park'ta "Alşimist Formlar" başlıklı heykel sergisi açılacak, İstanbul'daki üyelere duyurulur!


Bu akşam MAT ile PDA Ortak Web Günlüğü'ndeki yeni içerikleri gözden geçirirken, PDA -Mersin Sayın Hüseyin Taylan'ın web günlüğünde, yukardaki fotoğrafı görünce inanılmaz mutlu olduk... Sevgili Hümeyra'nın yaptığı/yaptırdığı PDA logosundan ve sevgili dostlarımız Yalçın'ların aynı logoyu kullanarak yaptıkları çeşitli uygulamalardan sonra Pembe Domates Ağı'nı bir kere de bu fotoğrafta "doğal bir PDA logosu" olarak görmek, doğrusu, "attığımız o ilk taşın" bunca "akıllı" tarafından nasıl çıkarıldığına tanıklık etmesi bağlamında bizi çok duygulandırdı...
nedenle, buralardaki ortamı DNA'larına kaydeden tohumlarımızdan çimlenen bir iki tanesi bu kotta bize 2 tane meyva vermeyi başardı! Gelecek sezon onların çekirdeklerini sürdüreceğiz..."Pazar pazar başka konu yok muydu şimdi?" demeyin!Pembelerin yaprakları, kokusuyla hepimizi mest ediyor ama mest olan başkaları da var: "güve kelebekleri"! Özellikle balkonlardaki pembeleri akşam hava kararırken ziyaret edip onlarla haşır neşir olmaya bayılıyorlar! Sonra... içerde açık ışıklarınız varsa ve balkon kapılarınız da açıksa, hane halkınıza yeni katılımlar olabiliyor.
Uzmanlarımız bu çekimin yararı-zararı konusunda ne derler acaba?

Geçen yıl, Hafize Baliç pembelerinin 2006'da bizim balkondaki ürünlerinden aldığımız tohumları tekrar ekmiş, fakat küresel ısınma yüzünden çok başarılı olamamıştık. Evladiyelik Hatay'lılar İstanbul balkonunda onca lükse rağmen (onlara dev saksılara ekmiş, elimizden geleni yapmıştık) "bana mısın" dememişlerdi.


ettik. Derken aynı cadde üzerinde, tozdan egzostan daha uzak ama bu sefer de varolandan daha küçük balkonları olan bir eve geçtik. Hani şu "Fransız balkon" denen türden. Bu balkonlar pek estetik olmakla birlikte "kentte tarım" heveslerine de pek "Fransız kalıyorlar" doğal olarak. Dolayısıyla bu yaz sınırlı sayıda saksıya göre çimlendirme yapmak zorunda kaldık. Üstelik geçen yıla göre hayli geç bir zamanda bunu yaptık. Şimdi fideler ancak saksılık hale geldi, bu hafta onların da taşınması yapılacak. Bu arada Baliç'ler Hafize Hanım'ın geçen yılki pembelerinin çekirdeklerinden evlerinde yetiştirdikleri saksılardan birini bize armağan ettiler ve nohut büyüklüğünde bir yeşil/pembe meyva yeni evde bizi neşelendirdi.
Bu yıl biraz gecikmeli olarak o da sadece Hafize Baliç pembelerinin bizim balkon versiyonundan olup, geçen yıl bizim balkonda meyva verebilen "tek pembe"nin tohumlarından 24 Nisan'da ekim yapmıştık... (Bir miktar da aynı balkonda bir mevsim ürün veren "organik cherry"lerin tohumundan...)
Bu yıl, çimlendirme işine biraz geç başladık!

deseler önce 'düş'te olduğumu sanır, bunların ne anlama geldiğini yorumlayamazdım... Ama tıpkı böyle oldu ve çok değerli Avniye ve Mehmet Tansuğ'ların sıcacık buluşturmasıyla mutlandım, döndüm. Doğru hedefler ve doğru kararlarla 'bir'den 'çok' yaratılacağını bir kez daha bu toplantıda anladım ve hayran kaldım... 
ikte olmanın hissettirdiği güzel duygularla paylaştık.
çin bilgi, deneyim ve önerilerini toplantıya katılan üyelerimizle paylaştı.
anlatıldı. Isırgan otu toplanıp, ağzı geniş bir bidona konulacak. Toplanan ısırgan otunun 1/5’i oranında suyla karıştırılacak ve bu bidon, ağzı açık olarak güneşte bekletilecek. Bu karışım sulanıp, çürüyene kadar beklenecek ve daha sonra süzülecek. Elde edilen eriyik, püskürtmeye uygun kıvama gelecek kadar su ilave edildikten sonra bitkilere püskürtülecek. Nitelik açısıdan:
Yukarıdaki sayısal veriler PDA'nın giderek yaygınlaştığı ve amaçlarına ulaşmada hayli yol aldığının bir göstergesi sayılabilirse, bu sayılar şöyle de yorumlanabilir:
3) Nereye Gidiyoruz?
Bunu bugün hep birlikte tartışmamız gerekiyor... Yerküremiz, evrende kendine biçilen rolü sadıkane oynamayı sürdürürken, üzerinde yaşayan bizlerden çekmediği kalmamışken, biz "insanlar" hala akılalmaz, bu çağın gündeminde yeralması inanılmaz maddelerle "meşgul" ediliyoruz. Gerçekten nereye gidiyoruz? Bu gidişat içinde "PDA" ne yapmalı, nereye gitmeli? Kişisel küçük sevinçlerimiz, lezzet ve mutluluk arayışlarımızı acaba yerkürenin geleceği açısından daha akılcı bir düzleme nasıl taşırız? Bunları hep birlikte tartışalım şimdi...
Not: Burada adını anmayı şu dar zamanda beceremediğimiz pek çok sevgili PDA üyesine, ve bu toplantıya ev sahipliği yapan Armada'ya içten teşekkürler...
a) yerkürenin hızlı soğuması sonucunda, insan topluluklarının
"avcılık / toplayıcılık"tan eski verimi alamaması, böylece bitkilerini kendi kendilerine yetiştirmeye odaklanma,
b) insanların ve bitkilerin hareket halinde olması!