evde domates çimlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evde domates çimlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nisan 09, 2016

2016 FİDELEMELERİ...

Son zamanlarda aldığıma en sevindiğim şey! (Alman yapımı -Scheurich- bir ürün, hem spray hem sulama yapıyor.) 
Bu yıl ilk kez ilk çimlenmede yumurta violü kullandık!!

Bunlar, 2006'da Çerkesköy - İstanbul - İzmir seferi yapıp, 2016'da İstanbul'a gelen
Hafize Baliç tohumlarından pembe adayları...

Nisan 07, 2015

1 HAFTA YETTİ!

Bizim balkon pembelerinin geçen yazdan saklanan çekirdekleri 31 Mart 2015'da -Türkiye'de tarihi elektrik kesintisi yaşandığı- gün, çimlenmeye bırakıldı...
Yalnız pembeler değil, doğal biber ve cherry'ler de...

 Bugün 7 Nisan... Pembeler ve cherry'ler çoktan ortaya çıkmışlar bile...













Ancak, biberler (ortadaki grup) her zamanki gibi nazlı. Henüz tık yok onlardan...

Şubat 24, 2015

YENİ ÜYELERİMİZLE İLETİŞİM ve 90 GÜN DAYANACAK DOMATES SORUNSALI!

Bugünkü gazetelerin çoğunda aşağıdaki spot ile şu haber yer almıştı:

2012 yılında Manisa Akhisar'da dört genç girişimci tarafından kurulan şirketin sunduğu "Uzun Raf Ömürlü, Doğal Yarı Kuru Domates" proje önerisi kabul edildi. TÜBİTAK'ın 300 bin TL destekte bulunacağı proje ile domatesin ömrünün 90 güne kadar artırılması hedefleniyor.

Bu haberi okur okumaz hemen kuşkuya kapılıp, bizim PDA grubuna yazmak ve işin aslının ne olup ne olmadığını sormak geldi aklıma...  Ayşen Ertür ilk bilgiyi veren oldu, sağolsun. Yazdıklarımızı aynen aşağıya alıyorum:

Sayın ve Sevgili PDA Üyeleri,

-Son haftalarda aramıza katılan tüm üyelere "Hoşgeldiniz" diyoruz-

Uzun zamandır bu listeden haberleşmedik. Büyük çoğunluk FaceBook'daki PDA şubesinden gayet memnun. Sayın Nail Sarı sayesinde tohum edinme konusu da daha pratik biçimde orada çözüm buldu. 
Şubat sonu - Mart başında çimlendirme sezonu da açılacak. İlk kez pembe domates yetiştirecek yeni üyelerimizin, bu işin nasıl yapılacağı konusunda soruları olursa; yanıtları www.pembedomates.org sitesindeki "Rehberler"de resimli olarak bulabileceklerini hatırlatalım. Keza aynı sitede kişisel pembe domates bloglarımızın da linkleri var...

Bu vesile ile "uzman" üyelerimizin şu haberi yorumlamalarını rica ediyorum:

Ne iş şimdi bu? Genetiğini mi değiştiriyorlar yoksa nasıl 90 gün bozulmamayı sağlayacaklar???

Sevgi ve saygıyla.
A.T.
* * * *
YANIT:

yok yok.... ne genetiği ile oynanıyor, ne başka bir şey...
toplandıktan sonra fırında bir miktar kurutuluyor.
eko food'un kendi sayfasında açıklaması var: "Tomatoes which are field grown by EkoFood in Turkey are expertly oven roasted, not sun dried, these tomatoes have a sweet,robust flavor and a juicy,tender texture"
(tarlada yetiştirilen domatesler güneşte kurutulmak yerine ustalıkla fırınlanıyor: tatlı, güçlü bir lezzetleri ve sulu, narin bir dokuları var.)

eko food'un websitesi ve, semi-dry dedikleri domatesin ürün bilgileri şurada: http://ekofood.com.tr/en/product_detail_roasted_tomato.html
Ayşen Ertür
* * * * * * *

Nisan 22, 2014

DOMATES GÖZÜYLE; 22 NİSAN "DÜNYA GÜNÜ" OLSUN!


Bugün 22 Nisan Dünya Günü! 
Bizimkiler bu yıl daha yeni ekilip Dünya Gününe gözlerini ancak alttaki kadar açtılar...
Dünya Günü 2014 ise bu yılın temasını "Green Cities" olarak seçmiş. Kutlu Olsun!
Dünya Günü 2014: "Yeşil Şehirler"!



Nisan 05, 2013

4 NİSAN 2013: ANCAK ŞAŞIRTILDILAR!

Ancak dün şaşırtılabildiler evdeki fideler...
Bizim balkonda en kolay yetişen domates pembeden çok doğal "cherry"ler. O yüzden bu yıl onlardan daha çok, pembelerden daha az çimlendirdik...

Bu yaz mevsiminin çok sıcak geçeceği söyleniyor...
Herhalde bu yaz da geçen yıl olduğu gibi perdeleri feda edip balkon sakinlerinin rahatını ön planda düşünmek gerekecek...

"Günde en az 6 saat güneş"şart, Evet. Ama çok yakıcı ve kavurucu ise gölgeleme için mutlaka bir önlem düşünmek de şart. Aksi halde "çiçeklerim dökülüyor", "meyvalarım gözükmedi" yollu mesajlar yağmur gibi yağabilir...

Mart 08, 2013

BU YILKİ SERÜVENİN İLK ADIMI: 7 Mart 2013

Bu yıl yaz mevsiminin geçmiş yıllara göre olağanüstü sıcak ve kavurucu geçeceği söyleniyor... "Haydi hayırlısı bakalım" diyerek bu yılın serüvenini -paylaşılacak olanları hepsi bittikten sonra ve ancak şimdi- 7 Mart 2013'de başlatıyoruz... Bir hafta sonra ikinci bir ekim yapılacak. Bu ilk grubun başına bir hal gelirse ne olur ne olmaz diye tohumların hepsini birden kullanmıyoruz...




Bu yıl değişik bir torf kullandık. Hindistan cevizi lifinden sıkıştırılmış "organik" torf! Küçücük bir paket bu, suyla ıslatıldığında 5 litrelik bir torfa dönüşüyor. Resimdeki torbanın içinde suyu içip şişmiş hali var...
Taşıma kolaylığı yüzünden aldım bunu, nasıl sonuç vereceğini deneyip göreceğiz. Ama bundan sonraki çimlendirmede gene temiz "toprak" kullanacağız. Biraz geçen yıl balkonda çoğalıp, buradaki iklimi genlerine kaydettiği için daha iyi sonuç vereceğini umduğumuz Metin Varol tohumlarından, biraz da Nail Sarı'lardan ektik...  Biraz da en kolay bakılıp büyütülebilen organik cherry ve üç dört balkon biberi ektik. Hepsi de balkon çocuğu. Ya da Yeşim Güriş tabiriyle "torunun torunu"!  Bakalım artık!

Mart 25, 2012

PEMBE DOMATES AĞI'NDA 2012 BAHARI...

Pembe Domates Ağı, 2012 baharına 2716 üyesiyle giriyor...

Aslında Güneyde, Ege'de bahara çoktan girildi de İstanbul için baharın geçen hafta başladığı söylenebilir.  Böyle olacağı belliydi, bir soğuk, bir yağmur, bir kar, bir güneş derken doğa birkaç  gün içinde İstanbul'da da adeta patladı!

Bu yıl eskiden olduğu gibi PDA üyeleri ile yeniden tohum paylaşımı yapıldı. Hatta İzmir PDA Koordinatörümüz Nail Sarı sonradan gelen taleplere dayanamayıp, "Tohum İstek Listesi"ni yeniden yayına aldırdı. Keza tohum verebilecekler listesini de... Şimdi son bir paylaşım daha yapılmakta. Her ne kadar evde çimlendirme dönemi geçti geçiyor ise de... Bu yüzden bize yeni üye olanlar lütfen gruba mesaj yollamak yerine bir an önce yukarıdaki listeleri kullansın...

Google Gruplar üzerinden süren PDA İletişim Ağı'nda da bugüne kadar "tohum istiyorum" yollu mesajlar artık yerini çimlendirme aşamasında rastlanan sorunlara terkedecek şimdi... Bu gibi soruların potansiyel sahiplerinden de ricamız, varolan kaynakları ve PDA Üye Web Günlükleri (blogları)  incelemeden bütün gruba mesaj göndermemeleri!

Ya da... "Google Gruplar"ın yeni yeni kullanıma sokulan özelliklerinden faydalanıp sorularını ilgili konu başlığı altından  yollamaları... Bunun klasik "web Forum"u yerine geçmesini amaçlıyor Google! İlk yıllarda bütün üyelerimizin evde pembe domates serüvenlerini kendi web günlüklerini açarak belgelemeleri için hayli uğraşmıştık. Bu yıl inşallah onların da sayıları artar! Bize üye olsun olmasın, Internet üzerinde bu konuda içerik arayan herkesin yararlandığı önemli kaynaklar onlar...
PDA-İzmir Web Günlüğü (Nail Sarı)
Bir kere daha tekrarında yarar olan bir ayrıntı daha var: FaceBook üzerindeki "Pembe Domates Ağı" sayfasına katılmak, PDA Üyeliği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla, "buraya üye oldum hala kimse bana tohum yollamadı" gibisinden sitemlere gerek yok, hatırlatalım...

Bir sonraki yazıda "temiz toprak nasıl bulunur" konusuna ilişkin bir iki ipucu paylaşacağız. Ama bunun için önce izin almamız gereken bir durum var.

Keyifli bir 2012 baharı dileğiyle!

-Sevgili Ayşen Ertür'e, Nail Sarı'ya, Şefika Erdinç'e, Gülnur Şengel'e ve sessizce tohum paylaşan diğer tüm PDA Üyeleri'ne tekrar teşekkürler bu arada!-


Eylül 16, 2011

6 YILLIK TOHUMUN PERFORMANSI...

Bu yaz başında bundan 6 yıl önce elime geçen bir doğal pembe domates türünün (aslında mor; "Purple Calabash" !) tohumundan ürün almayı denedim... Esasen tohumlar 7. yılındaydı... Biz ortalama 5 yıl ömrü olduğunu biliyorduk tohumların ama gene de denemeye değerdi...
Sonuç: "1" adet meyva ile canlılığını sürdürdü! (Ondan da tohum aldık elbette bakalım seneye onlar ne gösterecek bize?)

Balkonda 7 yaşına girmiş bir tohumdan yetişen "Purple Calabash"- Temmuz 2011...

Aynı domates, 18 Ağustos 2011...

Aynı domates, tabakta!

Aynı domates, tohumları alınıyor!..




Mayıs 28, 2011

MAYIS BOYUNCA...

"Mevsim değişikliği" bu Mayıs ayı boyunca kendisini "bir türlü ısınamayan havalar" biçiminde gösterdi... O yüzden tohumdan fideye geçiş aşaması geçmiş yıllara göre daha yavaş oluyor...

Nisan 22, 2011

EVDE PEMBE DOMATES FİDESİ YETİŞTİRME...

Bugün tam olarak kaybedilip bulununca sevinilen "fakirin merkebi" deyimini somutlar haldeyim!
Önce blogspot.com'a artık yeniden erişilebildiğini farkettim, sevindim. Sonra Google Gruplar'daki PDA sayfasında iken bu olanağın çok zenginleştirildiğini farkettim. Daha çok sevindim. Hemen orada bir FORUM tartışma konusu açtım: "Evde Pembe Domates Fidesi Yetiştirme" !
Şimdi de bu yıl gene biraz geç başladığımız çimlendirme konusunda nasıl bir yöntem izlediğimizi görüntülemeye koyuldum.
Bu yıl bir değişiklik yapıp, çimlendirme kabı olarak, Balıkpazarı'ndaki Şütte'den aldığımız meze kaplarını kullandık! Kapları iyice yıkadıktan sonra altına ve kapaklarına delik açtık önce. Sonra toprakları koyduk. Sonra tohumları. Gece kapakları kapanınca yeterli korunma ortamı sağlandı...




Sonra hergün kapakları açıp, düzenli biçimde su fısfıslama faslı...
Bir hafta on gün geçti geçmedi, yeşil yeşil yukarı çıkmaya başladı tohumlar... (Daha doğrusu önceki yıllardan sakladığımız "domates çekirdekleri"! Bunu da her fırsatta tekrarlamakta yarar var, çünkü hala domates tohumunun aslında domatesin "çekirdeği" olduğunu farketmeyenler yok değil hani!)

Bu aşamadan sonra hızla boy atmaya başlayan fidecikler için şaşırtılma zamanı geldi...
Bunun için de malzeme olarak eski uygulamaların içinde en iyi sonucu veren "fide torbası" kullanıldı:

Şimdi durum bu merkezde... Fazla sulamıyoruz, çok güçlü ışıklara maruz bırakmıyoruz, tıpkı yeni doğmuş bebekler gibi...

NEYSE, EN SONUNDA!

Şubat 2011'den bu yana Blogspot.com'a konan erişim engeli (bkz. Bilgi Çağının Hukuku radyo program sayfası) nihayet kalktı ve blog içeriklerimizi düzenleme özgürlüğümüze yeniden kavuştuk.
Bundan böyle bu sayfada bu yılın evde pembe domates serüvenimizi paylaşmayı sürdürebileceğiz!

Eylül 20, 2008

PDA WEB GÜNLÜKLERİ 35'E ULAŞTI...

Bu akşam MAT ile PDA Ortak Web Günlüğü'ndeki yeni içerikleri gözden geçirirken, PDA -Mersin Sayın Hüseyin Taylan'ın web günlüğünde, yukardaki fotoğrafı görünce inanılmaz mutlu olduk... Sevgili Hümeyra'nın yaptığı/yaptırdığı PDA logosundan ve sevgili dostlarımız Yalçın'ların aynı logoyu kullanarak yaptıkları çeşitli uygulamalardan sonra Pembe Domates Ağı'nı bir kere de bu fotoğrafta "doğal bir PDA logosu" olarak görmek, doğrusu, "attığımız o ilk taşın" bunca "akıllı" tarafından nasıl çıkarıldığına tanıklık etmesi bağlamında bizi çok duygulandırdı...

Şu anda PDA web günlüklerinin sayısı 35'e ulaştı. Bu ne demek? Herşeyden önce, insanlarımız anlamlı ve işlevsel içerik üretiyor. Önce bilgisayar okur-yazarı olmuşlar demek ki. Sonra bilgiyi sayısallaştırarak (fotoğraf çekip bunu bilgisayar ve web üzerinden "erişilebilir" kılarak) "digital okur-yazar", daha sonra da bunları yaratıcı ve işbirlikçi biçimde paylaşarak "bilgi okur-yazarı" olduklarını kanıtlamışlar...

Ha, bu PDA içinde bunları yapmaya ya üşenen, ya vakti olmayan ya da hiç yapamayanlar da var. Ama ne beis? Onları da başta kendileri sonra sevgili Nalan Cantav'ın desteğiyle PDA Ortak Web-Günlüğü derleyip topluyor...

Düşündük de iyi ki o taşı atmışız. Esasen şu karmakarışık, şu akla karanın, yaşla kurunun bir arada tüttüğü, "değer ölçüleri"nin hiç olmadığı kadar kaybolduğu ve yerine yenilerinin konamadığı ya da "olmayacak olanlar"ının su yüzüne çıktığı şu ortamda, şu PDA olgusunda, buraya kadar olan biten herşey son derece umut verici... Düşünsenize bir... Türkiye'de sayısını tahmin dahi edemeyeceğimiz kadar çok insan doğru dürüst domates özlüyor. "Pembe"si bir tarafa... Yalnızca Türkiye'de mi? Bütün dünyada! Ve bizler burada domatesin belki de "en hası"nı konuşuyoruz. Konuşmakla kalmıyor, küçük ya da büyük, elverişli ya da elverişsiz, "evlerimiz"den ona ulaşmaya çalışıyoruz... Olmayacak bir şey! O yüzden bu web günlüğünün adını da "evde pembe domates serüveni" diye koymamış mıydık?

Şu anda, bu serüvene başladığımız evden ayrılıp, 30 küsur yıl önce MAT ile yaşam arkadaşlığımıza -ya da bir başka serüvene- başladığımız evdeyiz. Oysa öbür evdeki balkona az laf etmemiştik! Egzoslu, tozlu, börtülü böcekli vesaire diye... Şimdiki yerimizde ise pembeleri koyabileceğimiz (yani "günde en az 6 saat güneş alan, güneye bakan, temiz havalı") balkonun hacmi, öncekinden kıyas kabul etmeyecek kadar "küçük"! Ama yine de yılmıyoruz! Küçük müçük, burası öncekinden 6 kat daha yüksekte. Dolayısıyla daha "temiz"! İşte tam da bu nedenle, buralardaki ortamı DNA'larına kaydeden tohumlarımızdan çimlenen bir iki tanesi bu kotta bize 2 tane meyva vermeyi başardı! Gelecek sezon onların çekirdeklerini sürdüreceğiz...

"PDA" henüz Türkiye'deki evladiyelik ("heirloom"), doğal pembe domateslerin ilk ve tek bilimsel araştırma merkezi olmaya soyunmadı...
Acaba bunu da mı yapmalıyız, ne dersiniz?
Üç pembe domatesin çekirdeklerini saklayıp, yeşertmek ve bunu çoğullaştırmak...
Bugün (21 Eylül 2008) itibarıyle PDA üye sayımız tamı tamına "1111"! 
Bininci (1000.!) üyemiz her nasılsa bir "öğretmen" oldu: Sayın Ayşe Rüşvanlı! (*)
Bu rastlantıdan öğreneceğimiz çok şeyler olduğunu düşünüyoruz... Ve... Bizim bu web-günlüğü en çok pazar günleri ziyaret ediliyor, istatistiklere göre. 
Onun için bunları yazdık buraya!

(*) Ekleme: Sayın Rüşvanlı da PDA'na katılır katılmaz bir blog açmış: "PDA-ATAKÖY"
Böylece sayı "36" oldu!

Mayıs 15, 2008

BİR DURUM SAPTAMA...

Bu yıl biraz gecikmeli olarak o da sadece Hafize Baliç pembelerinin bizim balkon versiyonundan olup, geçen yıl bizim balkonda meyva verebilen "tek pembe"nin tohumlarından 24 Nisan'da ekim yapmıştık... (Bir miktar da aynı balkonda bir mevsim ürün veren "organik cherry"lerin tohumundan...)

1 Mayıs'taki durum: "Cherry"lerin hemen hepsi filizlendi. "Pembe"ler de. Ama pembelerden sadece 3-5 adedi...

Google Gruplar'a erişimin engellenmiş olması yüzünden PDA içindeki iletişimin de kesintiye uğraması çok canımızı sıkıyor... Neyse farklı bağlantıları olan üyeler grup içi yazışmayı sürdürebiliyorlar. Bizim bağlantı sansürlü olanı! O yüzden örneğin, "fidelerimi kuşlar yedi, ne yapayım?" diyenlere, "şuraya bakın" diyemiyoruz... Ya da "erkenden dışarı çıkartmayın"!
(Bu konuda bu blog içeriğinden yararlanmak için sağdaki Rehber'ler ve PDA Arama Motoru hayli işlevsel aslında...)

Bu arada özel sektör de balkonda organik tarım eğilimlerini değerlendirmeye başladı!
Bunlardan bir tanesi "Pencere Önü Bostanları" markasıyla pazarlanmaya başlanan bir ürün...
Tohumların ne kadar "organik" ya da "doğal" olduğu ayrı bir konu ama yaklaşım sevimli...

Yakında birileri bizim pembeleri de ticarileştirmeye kalkışır mı acaba dersiniz?
Aman ha, "PDA 2007 Manifestosu" bunun için var!
Doğallığını korumaya kararlıyız bu tohumların, endüstriyelleşmesine asla izin yok!
PDA üyelerinin bu konuda çok dikkatli olmaları gerektiğini bir kere daha hatırlatalım...

Haziran 07, 2007

KARIŞMIŞ KÖKLERİ İNCİTMEDEN NASIL AYIRMALI?

Bilerek - bilmeyerek, isteyerek veya yanlışlıkla- tohumlar eğer fazla yakın bırakılmışlarsa toprağa (torfa!), filizler fışkırmışsa sonradan bir orman gibi hür ve kardeşçesine... nasıl ayıracağız onları şu "şaşırtma" denen işlem sırasında?

"-Ne var bunda canım?, Çekip çıkarırız, sonra da teker teker dikeriz fide kaplarına"!
Yok canım! Hele bir deneyin de görün! Öyle bir incinirler, öyle bir küserler ki onlar bu gibi durumlarda, "sağlıklı bir fide olmak" ne kelime? Kaç tane birden iseler, tam da o sayıda, eriyip giden, "saç inceliğinde", rengi soluk yeşilden sarıya dönüveren "kalıntı"ya dönüşürler... Size de arkalarından "bakakalmak" kalır... Kalmaması için bir yöntem bulduk; "içgüdü"yle: "SU".

Su, herşeyi kendisi gibi akışkan kılıyorsa bizim kökleri birbirine dolaşmış filizlerimizi de ayırabilirdi herhalde... Ayırdı da!






Mayıs 26, 2007

TOHUMUNU DA ALIP CIKANLAR( -2)

Onları Mart'taki ilk parti çimlendirmemizde "Geri Gelen Tohumlar" diye adlandırıp, burada resimlemiştik. Bugün, şu sıralar çimlendirme yapan PDA üyelerinden Sayın Tüzün'ün dikkati onlara çekilmiş; "Tohumların bazısı çimlenirken yaprakları tohum zarının (?) içinden çıkmakta zorlanıyor. Biraz başalrını kaldırdıktan sonra nazikçe tutup çıkartıyorum. Doğru mu yapıyorum, yoksa müdahale etmemeli miyim?" diyor... Uzmanlarımız ne cevap verecekler bu soruya bilmiyoruz ama, ben şöyle dedim:
"...İnsan onlara yardım etmek istiyor, nedense. Ben de sizin gibi 'nazikce' bazi müdahalelerde bulundum. Bazılarını da hiç ellemedim. Sonuç, o kuru tohumu atip, ya da onunla birlikte eninde sonunda büyümeyi sürdürüyorlar. Nezaketin 'dozu' cok önemli. Doz yüksekse işe yarıyor, seviniyorlar. Özgürleşiyorlar. Değilse yaprakların ucu zedelenebiliyor."

İşte beraberinde yüzeye çıktığı tohum zarına dokunulmayan ve onunla birlikte büyüyenlerden ikisi:




Bu işi (doğal domates yetiştirme) yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerle yapanlar -umarım- bunları görüp nelerle uğraştığımıza gülmezler! Ne yapalım, biz bu işin acemisiyiz hala tohumlarımızı kilo ile değil, "tane" ile paylaşıyoruz! Tabii ki dert edeceğiz bunları da! :)

Nisan 15, 2007

FİDE KABI İÇİN ALTERNATİF MALZEME ADRESİ

İstanbul'da büyük marketlerin bahçe malzemesi satan bölümlerinde, pembeleri, çimlendirme için kullandığımız küçük plastik kaplar ya da "viol"lerden çıkarıp, "ilk şaşırtma"da ekeceğimiz sıkıştırılmış kartonumsu kaplardan nedense pek bulamıyoruz artık. Bunları PDA Rehber-I'de de tavsiye etmiştik. Biz elimizdekiler tükenince şeffaf plastik bardak kullanmayı denedik. Onlar da hemen çatlayıp işe yaramaz hale geliyor. O yüzden bugün Eminönü'ndeki Çiçekçiler Pazarı'nda (10 numaralı dükkandan) temiz malzemeden yapılmış fide naylon torbalarından aldık. Kilosu 8 YTL. Bir kiloda 80 kadar torba var. Uzunluğu 20 cm. kadar. Başlangıçta kenarlarını kıvırıp dikeceğiz. Böylece iyice geliştiklerinde kıvrımları açıp, biraz daha toprak koyarak asıl saksılarına geçene kadar rahatça boy atacakları bir ortamda tutmak mümkün olabilecek...

Nisan 03, 2007

MAYIS'A KADAR BAKIM REHBERİ SİTEDE!

Gerek yeni üyeler, gerek eskilerden kimileri, giderek içeriği katlanan bu web kütüğünde bakım ve yetiştirme için ipuçlarını aramakta sıkıntı yaşıyor olacaklar ki bu aralar "bakım için bir dosya var mı?" sorusuna sıkça muhatap olmaya başladık. Gerçi Sayın Selim Güleç'in "Balkonda Domates Yetiştiriciliği" dosyası e-haberleşme sitemizden indirilebiliyordu, ancak Sayın Gökhan Elmacıoğlu'nun tavsiyeleri için siteyi iyice aramak, arşivlere bakmak gerekiyordu.

Sonuçta her ikisinin önerilerinden ve bizim deneyimlerimizden oluşan bir rehber hazırlayıp buraya yükledik. Sağ panelde "P.D.A. Rehberler" başlığı altında bulacağınız "PDA-REHBER-I" böylece ortaya çıktı. Eksikler olabilir ama bu rehber bizi Mayıs'a kadar idare edecek. Mayıs'ta esas saksılara geçme zamanına doğru ikincisini elbirliğiyle çıkarırız...

Tartışmaya açık tabii, her zaman olduğu gibi burada yazılanlar da!

Mart 24, 2007

GERİ GELEN TOHUMLAR! (1)

Eldeki tohumları paylaştırma operasyonunun artık sonuna geldik... Bu arada geçen yıl ilk deneyimde gözlemlenen ama o zaman o kadar da önemsenmeyen bir şeyi farkedip hemen onu "macro" ile çekmeye çalışıyoruz. Ne o?

O şu: çekirdeği o kadar gömüyorsunuz toprağa, (tamam anladık, 0,5 cm kadar daha fazla değil, ama olsun) yine de toprağın altından yukarı çıkarken bunlardan bazıları o çekirdeği de yanlarına alıyorlar... İlk iki yaprak, sanki kollarını yukarıda birleştirmiş, çekirdeği başlarının üstünde tutuyorlar. 19 Mayıs gösterisi sanki! Olacak iş değil. Sen göm onu. O çatlayacak da içinden ilk canlı dışarı çıkacak diye bekle. Hem canlılar, hem "o" hep beraber tekrar yukarıdalar işte:








Burada daha yakından görebilirsiniz sizin "gömdüğünüz", ama içinden çıkan canlıyla beraber tekrar dışarı çıkıp size "ben geri geldim, na'ber?" diyeni:



Mart 15, 2007

PDA- HEYBELİADA'DAN İLK GÖRÜNTÜLER...

"Heybeliada'li pembeleri gonderiyorum.
Serinyol-Hatay'dan gelen tohumlar (Heirloom) bunlar. Yaklasik 23-24 derece sicaklikta guney cepheli odada 7 gunde 4-6 cm boy attilar... Tavsiyelerinize uyup bir-iki hafta sonra diger sortiyi de gerceklestirecegim.

Gelismelerden haberdar ederim. :)

Osman"