PDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 28, 2018

DOMATES İÇİN ÖZEL TOPRAK GELMİŞ ÜLKEYE DE HABERİMİZ YOK!

Gerçi bizim PDA Sözcülüğü işini yıllarca omuzlamış, sevgili Yeşim Güriş'in yeni girişimi "YENESOL Organik Solucan Gübresi ile destekli temiz toprak"ları hiçbirşeye değişmem ama önceki yıllarda şöyle bir toprağa da hayır demezdik herhalde:
Compo Domates Toprağı 



Ekim 02, 2018

GENETİĞİMLE OYNAMA!

Deyan Georgiev/Alamy Stock Photo 

New Scientist Daily yayınında Michael Le Page imzalı bir haber, domateslerin "ehlileştirilmesi" ve daha "besleyici özellikler kazandırılması" için 3000 yıldır uğraşıldığını, nihayet Brezilya ve Çin'de iki ayrı grup tarafından, kısaltımı CRISPR diye bilinen bir gen teknolojisi sayesinde bunu başardığını, bugün "sevinçle" müjdelemiş.!!!! Haberde, bu teknoloji sayesinde 3 bin yıllık uğraşının, artık 3 yılda mümkün olabileceğini, bunun sadece domates için değil, diğer tüm yabani sebze-meyvalar için de geçerli olduğunu vurguluyor...

Bunun gibi haberleri ve gelişmeleri duyup okudukça, elimizdeki "ehlileştirilmemiş" ve öyle oldukları için çok lezzetli ve çok güzel kokulu "ilkel"! pembe domates tohumlarının değeri de katlanarak artıyor... Dilleri olsa konuşsalar, herhalde "genetiğimle oynamayın!" derlerdi...
Boşuna "heirloom"/ "evladiyelik" - "atalık" tohum dememişler...
Tohumlarınıza sıkı sıkı sahip çıkın sevgili PDA Ailesi...

Ağustos 17, 2018

150 YILLIK ÇEKİRDEKLER NASIL CANLANDIRILMIŞ?


Eski ve tarihi bir evin arazisinde yapılan kazılar sonucu elde edilen 150 yıllık domates çekirdeklerinin hikayesi... 
Yemek.Com olayın mealini Türkçe özetlemiş şurada:



Mart 30, 2017

İŞTE AMAÇLADIĞIMIZ "PDA" TAM DA BUYDU!

Bu yıl, GoogleGruplar'daki emektar PDA İletişim Ağı birden hareketlendi... Üye sayısı artık 3000'lerde... Tabii her gelenin ilk mesajı tohum talebi olmakta...

Bugün bir ilke tanık olup çok da mutlu olduk.
Bir üyemiz, Sayın Sümer Demirtaş, elindeki PDA tohumlarının fazlalarını paylaşacağını, üstelik tüm grubu meşgul etmemek için talepleri, "PDA - İSTANBUL, Kazasker" başlıklı kişisel blogu üzerinde açtığı "Tohum Paylaşımı" sayfası aracılığı ile toplayacağını duyurdu!

O sayfada tohumlarının kaynaklarını böyle göstermiş:

Bu tohumların kaynağı:
2005 Hafize Baliç Çerkezköy (Tansuğ'lar tohum alma 2005 Eylül).
2006 Konyar'lar Şile
2007 Konyar'lar Şile
2008 yılında bana geldi.
2008 yılında balkon denemem çok başarılı olmadı.
2009 yılında Cavidan Hanım Çiftliği Hobi Bahçesinde başlayan çalışmaların sonucunda elde edilen 2013-2016 yıllarında elde edilen tohumları dağıtıyorum.

Not: Tohumlar ortalama 5 yıl canlılığını korumaktadır.

Ne diyelim, Sayın Demirtaş'a içten teşekkür ediyor, PDA'yı kurarken amacımızın, bu güzel yaratığın doğal döngüsünün sürebilmesi için tam da onun yaptığını yapan üyelerin çoğalması olduğunu tekrarlıyoruz...




Ocak 29, 2017

AHİR ZAMAN DOMATESLERİ...

Biliminsanları son yıllarda tüketiciler arasında merak uyandıran ‘tadı eskisi gibi olmayan domatesler’ sorununa açıklık getirdi: “Domatese tadını veren bileşenler verimlilik ve dayanıklılık ‘sevdasıyla’ kayboldu.”
İspanya Ulusal Araştırma Kurulu’nda görev yapan profesör Antonio Granell, söz konusu 13 bileşenin günümüzde yetiştirilen domateslerde bulunmadığına dikkat çekti...

Kaynak: DİKEN

Aralık 23, 2016

2016'NIN YEGÂNE BALKON PEMBESİ ya da İZMİRLİLEŞİP, İSTANBULU SEVMEYEN PEMBE!

Bu yaz çok bizim balkonda garip bir şey oldu...

10 yıldır, her yıl görüp, etkisiz hale getirmeye çalıştığımız beyaz sinek, beyaz örümcek, tırtıl, güve kelebeği ve benzeri ne kadar hareketli canlı varsa toptan ortadan kayboldu. Mantarlar hariç. Onlar her yıl olduğu gibi bu yıl da varlıklarını kanıtlayıp durdular...
Öyle ki bizim fidanların kendilerini yalnız hissedip canlarının sıkıldığını bile düşündük!!! Arada bir garip görünümlü bir kaç arı da uğramadı değil.
Canlılar olarak hep birlikte mutasyona mı uğruyoruz, ne oluyoruz acaba?

Bu yaz, her yıl olduğu gibi, minik iki balkonda doğal cherry, biberler ve sadece 2 pembe saksısı vardı.
Biberler ve cherry'ler her yıl aynı ortamda yetiştikleri için, genlerine kayıtlı dış koşullara gayet kolay uyup meyva verdiler. Ama ya pembe? İşte orada çok zorlandık. Nedeninin dış ortam farklılığı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu yaz, ilk kez bizden İzmir'e, Nail Sarı'ya gidip, yıllardır orada döngülerini sürdüren pembelerin tohumundan ekmiştik. Sonuç? Sonuç işte resimde. İki saksıdan yalnızca biri, o da tek -yazıyla "bir"!- pembe domates verdi! Demek ki alıştığı ortamdan ayırmamak gerek tohumları...
Tohum candır!

Geçen ayın (Kasım) son kapyası...

Neredeyse 2017'ye gireceğiz, biberler mevsimi şaşırmış gibi...

Aralık 2016 başında yeniden çiçeklenen cherry...

DOMATESE KUŞKUYLA BAKIP, ONU SEVMEYEN 16. yy AVRUPALILARI!

"Garip Görünümlü 18. yy Domatesleri ve Patlıcan - Soğan"
Ressam - Luis Egidio Meléndez
-İlk boş vakitte bu yazıyı çevirip buraya koymak gerek, ama şimdi bağlantısını ve bir TR özetini paylaşayım, İng. bilenler tamamını hemen okur belki!-

Domates, 16. yy'da İspanyol gezginler eliyle, Amerika'dan kalkıp, Atlantik üzerinden Avrupa'ya ilk geldiğinde, Avrupalılar onu pek garip karşılamış. Bir süs bitkisi mi yoksa yenilebilir bir şey mi olduğuna karar verememişler uzun süre... Çünkü o domatesler bizim ölüp bittiğimiz "heirloom"; evladiyelik, doğal domateslermiş. PDA üyeleri iyi bilir, "bizim domatesler"i de çok kişi garip görünümünden dolayı "hormonlu" sanar hâlâ! Sonuçta onları süs bitkisi olarak bahçelerinde yetiştirmeye başlamışlar. Onu ilk yemeye başlayanlar, tuz- biber ve yağ ile sos haline getirmişler. Avrupa'daki ilk domatesli tarif; Napoli'den bir sos tarifi olmuş. Bir yüzyıl sonra Avrupalı şefler onu geliştirmişler. 18. yy'da domatesli sos-salça tarifleri yaygınlaşmış...
Makale böyle devam edip gidiyor. İspanyol ressam Luis Egidio Meléndez de o sırada bol bol yukarıdaki natürmortlardan yapmış. İyi ki de yapmış. Tablodakiler, bizimkilere ne kadar çok benziyor değil mi?
Yazının tamamı şurada:
When tomatoes first came from this side of the Atlantic to Europe, Europeans were a whole continent of tomato skeptics.

Nisan 09, 2016

2016 FİDELEMELERİ...

Son zamanlarda aldığıma en sevindiğim şey! (Alman yapımı -Scheurich- bir ürün, hem spray hem sulama yapıyor.) 
Bu yıl ilk kez ilk çimlenmede yumurta violü kullandık!!

Bunlar, 2006'da Çerkesköy - İstanbul - İzmir seferi yapıp, 2016'da İstanbul'a gelen
Hafize Baliç tohumlarından pembe adayları...

Şubat 24, 2015

YENİ ÜYELERİMİZLE İLETİŞİM ve 90 GÜN DAYANACAK DOMATES SORUNSALI!

Bugünkü gazetelerin çoğunda aşağıdaki spot ile şu haber yer almıştı:

2012 yılında Manisa Akhisar'da dört genç girişimci tarafından kurulan şirketin sunduğu "Uzun Raf Ömürlü, Doğal Yarı Kuru Domates" proje önerisi kabul edildi. TÜBİTAK'ın 300 bin TL destekte bulunacağı proje ile domatesin ömrünün 90 güne kadar artırılması hedefleniyor.

Bu haberi okur okumaz hemen kuşkuya kapılıp, bizim PDA grubuna yazmak ve işin aslının ne olup ne olmadığını sormak geldi aklıma...  Ayşen Ertür ilk bilgiyi veren oldu, sağolsun. Yazdıklarımızı aynen aşağıya alıyorum:

Sayın ve Sevgili PDA Üyeleri,

-Son haftalarda aramıza katılan tüm üyelere "Hoşgeldiniz" diyoruz-

Uzun zamandır bu listeden haberleşmedik. Büyük çoğunluk FaceBook'daki PDA şubesinden gayet memnun. Sayın Nail Sarı sayesinde tohum edinme konusu da daha pratik biçimde orada çözüm buldu. 
Şubat sonu - Mart başında çimlendirme sezonu da açılacak. İlk kez pembe domates yetiştirecek yeni üyelerimizin, bu işin nasıl yapılacağı konusunda soruları olursa; yanıtları www.pembedomates.org sitesindeki "Rehberler"de resimli olarak bulabileceklerini hatırlatalım. Keza aynı sitede kişisel pembe domates bloglarımızın da linkleri var...

Bu vesile ile "uzman" üyelerimizin şu haberi yorumlamalarını rica ediyorum:

Ne iş şimdi bu? Genetiğini mi değiştiriyorlar yoksa nasıl 90 gün bozulmamayı sağlayacaklar???

Sevgi ve saygıyla.
A.T.
* * * *
YANIT:

yok yok.... ne genetiği ile oynanıyor, ne başka bir şey...
toplandıktan sonra fırında bir miktar kurutuluyor.
eko food'un kendi sayfasında açıklaması var: "Tomatoes which are field grown by EkoFood in Turkey are expertly oven roasted, not sun dried, these tomatoes have a sweet,robust flavor and a juicy,tender texture"
(tarlada yetiştirilen domatesler güneşte kurutulmak yerine ustalıkla fırınlanıyor: tatlı, güçlü bir lezzetleri ve sulu, narin bir dokuları var.)

eko food'un websitesi ve, semi-dry dedikleri domatesin ürün bilgileri şurada: http://ekofood.com.tr/en/product_detail_roasted_tomato.html
Ayşen Ertür
* * * * * * *

Ağustos 22, 2014

BU YAZ DA PERDE ARKASINDAYIZ...

Geçen yaz küresel ısınma sonucu aşırı sıcaklar yüzünden önce boynunu büküp sonra da dökülen çiçekleri korumak için çareyi perdeyi dışarı çıkarıp onlara gölge yaratmada bulmuştuk. Sonuç gayet olumlu idi. Bu yaz da aynı durumla karşı karşıyayız. Emektar ve ekonomik İkea tülleri yine görev başında.
Zaten bu yaz yola geç çıktık (22 Nisan'da), üstüne de bir sıcak, bir soğuk, bir fırtına derken şaşkına döndü zavallıcıklar. Şu anda nazlı pembeler çiçek döküp durmakta, nazsız cherry'ler meyvaladılar, biraz da doğal biber var, genlerine bu balkonun iklimi kayıtlı (!), onlar da iyi gidiyor. Bakalım...



Nisan 30, 2014

DOMATESİN DE ATASI: SOLANACEA FAMİLYASI

Bitkiler aleminde kendisinden türeyip farklılaşan diğer bitkiler arasında domates (Solanum lycopersicum), patates (Solanum tuberosum) ve patlıcan (Solanum melongena) da bulunan, (yasemin, petunya gibi) çiçek versiyonları tıpta ve çiçekçilikte önemli yeri olan bir familya var: "Solanacea"!


Biyolojik çeşitliliği koruma amaçlı bilimsel çalışmalara bu familya son yıllarda daha sık konu olmaya başlamış. Çünkü ekonomik önemi büyük!
Mesela Brezilya'nın bitki örtüsünü koruma amaçlı projelerde Solanacea pilot proje olarak kabul edilmiş. Bu familya ve türevlerinin taksonomisi üzerine çalışılan şu projenin sitesinde ki dünyaya ilk önce Antarktika'dan yayıldığını söylüyor, ayrıntılı bilgi var: solanaceaesource.org .

Haziran 08, 2013

BİBERLİ PEMBENİN TEPKİSİ...

Bu yıl çoğumuzun pembe serüveni çok başarılı başladı. Gruba ya da FaceBook'daki PDA Şubesi'ne yollanan mesajlarda da buna dair hayli içerik paylaşılıyordu. Genellikle böyle başlanıp, sonra haşarat, aşırı sıcaklar, egzos ve benzeri nedenlerle çiçeklerin meyvaya dönüşemeyip döküldüğü, ya da çiçeklenmenin durduğu, sonuçta ürün alınamadığı, bundan dolayı da mutsuz olunduğunu bildiğimizden hep sakınımlı mesajlar verdik. Ben de en çok bu yaz başında sık sık yapılan "her zamankinden daha sıcak geçecek" uyarılarını hatırlatıyordum.

"Aman başlarına bir şey gelmesin" derken ilk meyvalarını vermeye başlamış olan bizimkilerin başına öyle bir şey geldi ki! 40 yıl düşünsek asla aklımıza gelmeyecek türden: "Biber Gazı"! 

Birden çok kere ve birden çok gün biber gazına maruz kalan pembeler de başlarına gelene ne tepki vereceklerini bilemediler önce... Sonra bir donuklaştılar, yaprakları matlaştı ve bir kaç ton soldular. Derken yaprakların üzerinde beyaz puanlar belirdi. Dün bir de baktık ki o puanlar kahverengine dönüşmüş...

Gazın cinsi değiştikçe süt, su, sirke tavsiyeleri de değiştiğinden bu canlıları yıkamaya da kalkışmamıştık... Şimdi bundan sonra nasıl bir seyir izleyecekler belli değil. Ama belli olan bir şey var, bu arkadaşlar her yıl içinde bulunduğu ortam koşullarını DNA'larına kaydediyorlar. Bunların tohumunu  alıp bir sonraki yıl aynı yere diktiğinizde daha kolay başediyorlar dış koşullarla. Belli olan şey, bu yıl bunların tohumlarını almayı hiç istemediğimiz!  Alırsak o tohumları "Bunlar biber gazına dirençli pembeler" diye etiketlemek gerekecek çünkü.

Diren Gezi Parkı, Direnin Pembeler!

Mart 06, 2013

BUGÜNKÜ CNNTURK SÖYLEŞİSİNİN ARDINDAN...

Biz Mehmet ile PDA konusunda konuşacağız diye, yazılı ve görsel basında ön plana çıkmayı sevmiyoruz esasen... Zaten başta "Basın Sözcü"müz Yeşim Güriş ve diğer genç üyelerimiz zaman zaman bu işi başarıyla hallediyorlar... Ama bazen kaçınamadığımız durumlar oluyor ki bugün de onlardan biri; CNNTurk'den Sevgili Başak Şengül'ün söyleşisi vardı... Daha çok ekip üyesi ile birlikte gözükmek için uğraştıksa da sonunda üç kişi katıldık...
Şuradayayının kaydı var.

Bu ekran fotoğraflarını dostumuz Sönmez Yanardağ çekmiş!
Başak Şengül, CNN ailesi içinde "BUGÜN" başlıklı haber programında uzun süredir beğenerek izlediğimiz bir profesyonel idi ama "bugün" onun işini ne kadar iyi ve etkin biçimde yaptığına bizzat tanık olduk... "Leb demeden leblebiyi anlama" özelliği oldu en başta benim dikkatimi çeken... 15 dakika süren canlı yayın boyunca en ufak bir aksama olmaması, konuların birbirine bağlanması konusundaki ustalığını da hayranlıkla izledim. Zaten hanidir bu konuya değinmek de istiyormuş...
(Bizlere gelince, galiba bu süre içine en önemli mesajları sığdırmayı başardık. Ama gene de sonradan "keşke şunu şunu da söyleseydik" ya da "keşke şunu öyle değil de şöyle söyleseydik"ler olmadı değil elbette... Onları kısaca aşağıya not edeyim sıcağı sıcağına en iyisi!) *

Daha ilginci CNN kadrosundan bizimle muhatap olan neredeyse herkesin pembe domates konusundaki bilinçli ilgisi idi...
 "Konuk Koordinasyon" ekibindeki Deniz Bulut, Reji/Haber Editörü Alpaslan Akkuş (Bu da onun blogu), CNN aracıyla ulaşımımıza yardımcı olan Hasan Karakaş ve en güzel sürpriz; yıllardır bir araya gelmediğimiz ve yayından sonra buluştuğumuz eski dost, deneyimli gazeteci, şimdi CNNTurk Haber Editörü ve Yazar; Emine Munyar!

Pembelerin bu kadar sevgiyle algılanması bizi o kadar mutlu etti ki...

NOTLAR: "Keşke daha net söyleseydik"ler: 

  • Bu yılın tohum paylaşımının fiiilen bittiği,
  • FaceBook'daki Pembe Domates Ağı sayfasına katılmanın "PDA üyeliği" anlamına gelmediği,
  • PDA Üyesi olmak için Google Gruplardaki iletişim ağına üye olunması gerektiği,
  • Oraya üyelik başvurusunun da şu anda kısa bir süreliğine durdurulduğu, tohum edinmekte geciken üyelerimizin ihtiyacı da karşılandıktan sonra tekrar açılacağı,
  • PDA içindeki paylaşımların tamamen "karşılıksız" olduğu,
  • Tohum takası konusunda net olmayan örgütlü girişimlerden niye uzak durduğumuz...
Neyse sonu geleceğe benzemiyor, en iyisi burada keselim...

Birkaç arkadaş da yayında bahsettiğimiz Vergilius'un Çiftçilik Sanatı kitabı hk. bilgi istemiş, şu link tıklanırsa kitap orada! Rasim Konyar ile bağlantı kurduğum nokta da bu blogdaki şu gönderide daha ayrıntılı olarak yer almakta... 

-Bunda büyük payı olan bütün üyelerimize ve koordinatörlerimize; bilhassa son yıllarda tohum paylaşımı konusunda özveriyle ve sonsuz dikkatle emeğini -ve bütçesini de- devreye sokmuş Ayşen Ertür'e, yıllardır İzmir'i tek başına hallettiği yetmezmiş gibi bu yıl elindeki bütün çekirdekleri tüm Türkiye ile paylaşmamıza yardımcı olan Nail Sarı'ya, her an yanıbaşımızda duran, tohum veren, moral veren, iletişim desteğine yardımcı olan Ayşe Sazak'a, ilk ve en önemli yük paylaşıcısı Nalan Cantav'a, nesli tükenmek üzere olan duyarlı ve özverili insanlardan Yeşim Güriş'e, tabii ki bu ağın doğmasının
ilk nedeni "Baliç"lere,  Konyar'lara, bir diğer "ilk neden" Münevver EminoğluZeynep Uygun ve Yalçın'laraŞefika Kamçez'e, Yaşmut'lara,  bütün bu yapılanları Web'e taşıyan Sevil Albayrak'a ve şu anda buraya sığdıramadığımız herkese teşekkürler. Onlar olmasaydı bütün bu gelişmeler olamazdı!-
Bu arada bu söyleşinin yayınlandığı gün 3.837 kişi PembeDomates.Org sitemize bir uğramış:

Summary

 MonTuesWedThurFriSatSunTotalAvg
Pageloads1471493,8376924633583105,956851
Unique Visits52691,0421931541691081,787255
First Time Visits4458968158103140911,562223
Returning Visits811743551291722532



Mart 04, 2013

CİDDİ EV ÖDEVİ...

2013 Paylaşımı için ön hazırlıklar tamam... Birazdan Ayşen'e geçirilecekler...
Bu yılın yaygın paylaşımı: (İzmir PDA) Nail Sarı eliyle çoğaltılanlar...

Ayşen Ertürk ile son kontrol... Eksik adreslerin tamamlanması, posta kodları ekleme vs.vs.


Aralık 31, 2012

2013...

2013, tüm Pembe Domates Ağı üyelerine
sağlık, mutluluk ve

Çekirdeği bol, doğal pembe domatesler getirsin...

Sevgi ve saygılarımızla.

Tansuğ'lar

Aralık 05, 2012

Kent Tarımı ve Müzik, Parizyen Mimari Eliyle Birleştirildiğinde...

İşte o zaman ortaya böyle bir güzellik çıkabiliyor!

Phadion Club, bu yapıyla ilgili haberinde "füzyon mutfak olur da füzyon mimari niçin olmasın?" diyerek bu yapıyı bir "füzyon mimari" örneği olarak değerlendirmiş.

Parisli mimarlık ofisi SOA, Bordeaux kentindeki eski bir depoyu, böyle bir kültürel merkeze dönüştürmüş adını da "Düşey Çiftlik" koymuş. Çevre halkı buraya gelip bir taraftan müzik dinlerken bir taraftan da düşey çiftçilik öğreniyor, kentte organik tarıma teşvik ediliyor...

Phadion'un web sitesine bakarsanız, gitmişken bu gibi eserleri bir araya getirdiği "Vitamin Green"e de göz atmayı unutmayın!

















Farming and music come together in Bordeaux | Architecture | Agenda | Phaidon




SOA Mimarlık, kent tarımı alanında uzmanlaşmış bir ekip. Bu projenin benzeri daha bir çok örnek var portfolyolarında...

Bordeaux'daki bu projede,  "Projet Darwin" kuruluşunun da parmağı var. Adını Darwin'den alan bu ekibin web sitesinde sadece Fransızca içerik olduğu için fazla bir şey anlayamadımsa da değme çevre örgütüne taş çıkartacak cinsten, dehşet işler yaptıkları görülüyor.

Ne diyelim darısı Türkiye'nin, biz kentlilerin başına!

Aralık 02, 2012

MİLLİYET'TE "ORGANİK UYANIŞ" DİZİSİ

Milliyet Gazetesi, "Organik Uyanış" genel başlığı altında, doğal tarım konusuna bir neşter attı. "Organik mi doğal mı?" tartışmasını da açması bakımından bu yayın hayati önem taşıyor.
İzlemekte büyük yarar var. Her "organik" şey aynı zamanda "doğal" mı? Burası tartışmalı çünkü.

Geçen gün bizim de fikrimizi sordular:

PEMBE DOMATES AĞI
Organik uyanış dizisinde yer vermek istediğimiz bir diğer çiftçilik serüveni ise İstanbul’da balkonlarda başlayan ‘Pembe Domates Ağı’. Avniye ve Mehmet Tansuğ çiftinin arkadaşlarının hediye ettiği üç pembe domatesle başlattığı ağ 6 yılda 2 bin 700 kişiye ulaşmış. Balkon ve çatılarına koydukları saksılara birbirlerine hediye ettikleri pembe domates tohumlarını eken... (devamı için tıklayınız!)


Bu dizi için Ayşen Ertür, Konyar'lar da görüş bildiriyordu. Organik Uyanış'ı izlersek onları da yakında okuyabiliriz...

Bu arada bugünkü Milliyet'in bir başka köşesinde, Antalya, Kumluca'daki "DOMATEXPO" Fuarında bir tohumculuk firması tarafından "tanıtılan" yeni bir endüstriyel (sarı domates ile ampul biçimli domatesin ıslahından elde edilen tohum ile üretilmiş)  domatesin seneye pazara sürüleceği yolunda ilginç bir haber var, (başlığa tıklarsanız...): 

"Ampul Domates Seneye Pazarda"












Kıssadan hisse: Elimizdeki doğal tohumların doğallığının kıymetini iyi bilelim!!! 

Kasım 16, 2012

LEZZETSİZ DOMATESLER HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA

Üyemiz Sayın Ömür Yıldız, geçen gün hem grupa hem de PDA Ortak Web Günlüğü'nde ilginç bir içerik paylaştı: "Marketten Alınan Domatesler Niye Lezzetsiz"

Bu konuda bir araştırma yapan Florida Üniversitesi Bahçe Bilimleri Bölümü'nde Profesör olan  Harry J. KLEE'nin Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırmasına göre domatesin lezzetinin oluşmasında bitkiye kokusunu veren bileşenler büyük rol oynuyor. 
Klee, "domates tüketiminin artması ile birlikte çiftçilerin domatesin lezzetini değil tarladan almaya çalıştıkları domates miktarını önemsiyorlar. Bu da değişen yetiştirme teknikleri, ve gübreleme yöntemleri sebebiyle domatesin lezzetinin bozulmasına neden oluyor. Yetiştirici ile son kullanıcı arasında doğrudan bir ilişkinin olmaması da bu işi kolaylaştırıyor. Çünkü yetiştiren için domates, sandığa yerleştirilen para getiren kırmızı bir şey..." diyormuş...

Prof. Klee, bizim PDA'ya (Pembe Domates Ağı) benzer bir şekilde, seçmiş olduğu kaliteli tohumları ücretsiz olarak paylaşmakta ve yaygınlaşması için uğraşmaktaymış.

Eylül 07, 2012

HAFİZE BALİÇ'İ BU YIL DA ANDIK!

2012 Hafize Baliç Pembeleri
Sevinç ve Hakkı Baliç ile geçtiğimiz Pazar günü Edirne ve Çerkesköy'e gittik. Edirne, Hakkı Baliç'in doğduğu, Sevinç'in de Çekül Vakfı yıllarında 7 Ağaç kampanyası vesilesiyle ağaçlandırılmasında payı olan şehir. Gerçek "Hemşehrilik" duygusunun ne olup ne olmadığını, hatta insanın bir yeri benimsemesi için orada doğmasının hiç de şart olmadığını somut olarak görmek için Baliç'lerle birlikte bir Edirne gezisi yapılması yeterli... Bu gezinin notlarını kişisel blogda ayrıca paylaşacağım...
Dönüş yolunun son durağı, Çerkesköy idi. Rahmetli anneleri PDA'nın da annesi Hafize Baliç'in evi... Orada son kalan pembelerden biraz toplayıp İstanbul'a döndük.

Resimdeki 2012 mahsulü yeşil pembeler, PDA'nın ortaya çıkmasına neden olan o ilk 3 pembe domates bize yine Baliç'ler tarafından armağan edildiği zaman nasıl idiyseler aynı öyleler. Aşağıda da o domateslerin pembeleşme aşaması ve Hafize Hanım'ın hala üretime devam eden bahçesi... "Nur içinde yatsın" diyerek andık onu işte... (Tabii bu üretim kendiliğinden sürmüyor, çocukları sürdürüyor! Önümüzdeki günlerde Star TV'deki Melek sabah programında Sevinç Hanım ve Hakkı Bey hem PDA hem pembe domates hakkında bilgi verecek, günü kesinleşince buradan duyuracağız!)
2006 pembeleri
Çerkesköy- Hafize Baliç evi



Ağustos 19, 2012

"BAYRAMLIK" !

Bugün "Şeker Bayramı"!

Biz de Pembe Domates Ağı'na bayramlık bir mesaj olarak, Refik Halid Karay'ın 1943'de yayınlanan "Makyajlı Kadın" kitabındaki "Yaz Sebzeleri" başlıklı makalesinin domates ile ilgili bölümlerini paylaşmak istedik...
Resimlerin üzerine tıklayıp keyifle okuyun!

(Aşağıdaki görüntlerde domatesin hemen ardından gelen "patlıcan"ı ve Karay'ın bu yazının tamamını merak edenler şuradan devam edebilir: "A.T. Kişisel Blog" )

İyi bayramlar herkese...