PDA Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PDA Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 04, 2018

BALKONDA MUCİZE: SOLUCAN GÜBRESİ

Yıllar önce bir "English Garden" vardı İstanbul'da... Sahibi İngiliz diye olsa gerek adı böyleydi. Sonra kapandı. Kapanmadan önce "Ömercan" diye muhteşem bir organik sebze-meyva çiftliği yapıp, üyelerine inanılmaz güzellikte ve çok makul fiyatlara dağıtım yapmıştı. (Bu girişim adı da İntepe'de buldukları bir "temiz toprak" sahibi ile ortak olunması, o toprağın sahibinin oğlunun adı da Ömer olduğu için öyleydi.) Sonra toprak sahibi -galiba TIR'lara otopark gibi- daha "kârlı" bir başka ortak bulup bu girişimin dağılmasına sebep olmuştu.
Neyse. Bu girişi yapmamın nedeni ilk yıllarda balkon bahçıvanlığı için kullanacağımız toprağı English Garden'dan almamız, o toprakların içinde de bolca solucan olmasıydı... Bu olanak böylece son bulunca büyük marketlerden sebze toprağı aldık. Bir aralık Pınar Kaftancıoğlu'nun İpek Hanım Çiftliği de PDA Üyelerine özel toprak vermişti. Sonra daha küçük balkonlu eve taşındık, toprağı da artık "ne bulduysak onu" biçiminde kullandık... Sonuç mu? "Hüsran" tabii. Koca bir yaz uğraş didin, üç-beş minik domates... İkide bir hastalanan fideler vesaire...

Uzun süredir ilk kez bu yaz, mucizevi bir duruma tanığız: Solucan gübreli toprak ve inanılmaz verimli domatesler, biberler... Üstelik bunu bu ağa hiç de yabancı olmayan birisine, PDA Grup Sözcüsü sevgili Yeşim Güriş'e borçluyuz. Yeşim, ülke ekonomisi ve politikasının geldiği noktada eski mesleği profesyonel turizm rehberliğini terketti ve kendini solucan gübresi oluşturmaya adadı. Sevgili Defne Koryurek'in bir PDA Toplantısı öncesi getirdiği sütleriyle bize tanıttığı ve abonesi olduğumuz "Aysun The Sütçü" - "Gündönümü" çiftliğine komşu bir arazide. Sonra doğal tavuklar alıp yumurta üretimine de başladı. Markası ise kendi adı ile oğlunun adının karışımı "YENESOL". (Ona en kolay ulaşmak Instagram'da: YENESOL ve Facebook'ta Yenesol sayfaları yoluyla mümkün!).

Solucan gübresini sebze toprağı ile karıştırıp saksılara koyduğunuzda fideler herşeyden önce zararlılara karşı çok dirençli oluyor. Sağlıklı büyüyor. Harika biçimde de meyva veriyor. Çok teşekkürler Yeşim...

Biz bu yıl pembe fidesi yerine farklı doğal cherry fideleri diktik. Bir de iki çeşit doğal biber. Üstelik daracık duracık saksılara. Sonuçlar gözümüzü yaşartacak kadar başarılı oldu. Tabii yaz sonuna kadar başlarına birşey gelmeden böyle sürerlerse...

Şu içinde bulunduğumuz zaman kesidinde bu coğrafyada ve ülkede mutlu olmak için çokça neden bulanlara ne mutlu. Biz de işte böyle (Pınar Hanımın lezzetli doğal sebze-meyvaları, Aysun'un nefis sütleri ile komşularının doğal ürünleri, Yeşim'in yumurtaları ve solucan gübresi, Defne'nin Ayvalık - Mutluköy'de 2006 tarihli Hafize Baliç tohumlarından yetiştirdiği olağansütü güzel pembe domatesler, balkonda büyüyen şeyler gibi) umut verici sevinçlerle mutlu olabiliyoruz.

Mart 30, 2017

İŞTE AMAÇLADIĞIMIZ "PDA" TAM DA BUYDU!

Bu yıl, GoogleGruplar'daki emektar PDA İletişim Ağı birden hareketlendi... Üye sayısı artık 3000'lerde... Tabii her gelenin ilk mesajı tohum talebi olmakta...

Bugün bir ilke tanık olup çok da mutlu olduk.
Bir üyemiz, Sayın Sümer Demirtaş, elindeki PDA tohumlarının fazlalarını paylaşacağını, üstelik tüm grubu meşgul etmemek için talepleri, "PDA - İSTANBUL, Kazasker" başlıklı kişisel blogu üzerinde açtığı "Tohum Paylaşımı" sayfası aracılığı ile toplayacağını duyurdu!

O sayfada tohumlarının kaynaklarını böyle göstermiş:

Bu tohumların kaynağı:
2005 Hafize Baliç Çerkezköy (Tansuğ'lar tohum alma 2005 Eylül).
2006 Konyar'lar Şile
2007 Konyar'lar Şile
2008 yılında bana geldi.
2008 yılında balkon denemem çok başarılı olmadı.
2009 yılında Cavidan Hanım Çiftliği Hobi Bahçesinde başlayan çalışmaların sonucunda elde edilen 2013-2016 yıllarında elde edilen tohumları dağıtıyorum.

Not: Tohumlar ortalama 5 yıl canlılığını korumaktadır.

Ne diyelim, Sayın Demirtaş'a içten teşekkür ediyor, PDA'yı kurarken amacımızın, bu güzel yaratığın doğal döngüsünün sürebilmesi için tam da onun yaptığını yapan üyelerin çoğalması olduğunu tekrarlıyoruz...




Aralık 23, 2016

2016'NIN YEGÂNE BALKON PEMBESİ ya da İZMİRLİLEŞİP, İSTANBULU SEVMEYEN PEMBE!

Bu yaz çok bizim balkonda garip bir şey oldu...

10 yıldır, her yıl görüp, etkisiz hale getirmeye çalıştığımız beyaz sinek, beyaz örümcek, tırtıl, güve kelebeği ve benzeri ne kadar hareketli canlı varsa toptan ortadan kayboldu. Mantarlar hariç. Onlar her yıl olduğu gibi bu yıl da varlıklarını kanıtlayıp durdular...
Öyle ki bizim fidanların kendilerini yalnız hissedip canlarının sıkıldığını bile düşündük!!! Arada bir garip görünümlü bir kaç arı da uğramadı değil.
Canlılar olarak hep birlikte mutasyona mı uğruyoruz, ne oluyoruz acaba?

Bu yaz, her yıl olduğu gibi, minik iki balkonda doğal cherry, biberler ve sadece 2 pembe saksısı vardı.
Biberler ve cherry'ler her yıl aynı ortamda yetiştikleri için, genlerine kayıtlı dış koşullara gayet kolay uyup meyva verdiler. Ama ya pembe? İşte orada çok zorlandık. Nedeninin dış ortam farklılığı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu yaz, ilk kez bizden İzmir'e, Nail Sarı'ya gidip, yıllardır orada döngülerini sürdüren pembelerin tohumundan ekmiştik. Sonuç? Sonuç işte resimde. İki saksıdan yalnızca biri, o da tek -yazıyla "bir"!- pembe domates verdi! Demek ki alıştığı ortamdan ayırmamak gerek tohumları...
Tohum candır!

Geçen ayın (Kasım) son kapyası...

Neredeyse 2017'ye gireceğiz, biberler mevsimi şaşırmış gibi...

Aralık 2016 başında yeniden çiçeklenen cherry...

Haziran 28, 2016

İŞE YARAYACAK GALİBA!

Aşağıda "90 Derece Açı Meselesi" başlıklı gönderide sözünü ettiğim sorunu, "Mahcup Müdahale..." başlıklı gönderide görüldüğü gibi 180 dereceye getirmeye çalışmıştım... Sonra flasterin fazlalıklarını kesmiş, biraz gevşetmiştim... Bu sabah gördüm ki sarı yapraklar kurumuş, çiçeği tutan yeşiller ok gibi uzayıp açılmış... Görüntüye arkasından bakınca, çocuk resimlerinde çizilmiş güneş ışınları gibi hani...
Bekliyoruz! Bir tanecik pembe çıkıp büyüyebilse son yıllardaki küresel ısınma kaynaklı hezimeti unutabiliriz!!! Sonra baktık, ikinci pembe saksısındakiler de aynı pozda! Ha gayret! Esasen bu sap kalınlaşırken, o güneş gibi yapraklar sonuna kadar domatesi taşıyacak... Manavdan alınıp eve geldiğinde yıkarken koparılmamasında fayda olan koyu yeşil sap -ve domatese göre minnacık kalan- o buruşuk yaprakçıklara dönüşecek...





Bu arada "nazsız" cherry neredeyse kızardı kızaracak...

Aşağıda da 90 dereceliklerden birinin toprağa düşmüş hali, içinde de oluşmaya başlamış pembecik...




Haziran 17, 2016

MAHCUP MÜDAHALE: DOKSANDAN YÜZSEKSENE

10 yıldır balkonda pembe domates yetiştirme için uğraşmak demek ki insana bir cesaret de veriyor!
Korka korka da olsa bir önceki içerikte 90 derece açıyla sapından büküldüğü için "acaba dökülecek mi" diye endişe edilen ilk pembe çiçeğine yavaşça müdahale edildi.
Sap, büküldüğü yerden düzeltilip 180 derecede saydam bant ile düzeltildi! Kırık kolu alçıya almak gibi tıpkı. Fazla da yapıştırmamaya özen gösterilerek... Bakalım ne olacak?

 Bu arada iki şeye dikkat çekmek gerek:
 1) Pembe domateslerin lk veya daha sonraki çiçekleri, böyle bükülüp dökülseler de iklim koşulları düzeldiğinde yeniden açıp meyvaya dönüştüğünü yaşayarak gördük...
2) Herşeye rağmen -üzerine çok titrenen çocuklarda daha çok sorun çıkması misali- balkondaki diğer pembe sessiz sedasız çiçeklenip, meyvaya durmuş ve sağlıklı biçimde büyümesine devam ediyor, onu da bu sabah farkedip bir tuhaf oldum!
Ne desek acaba!!! :)

Haziran 14, 2016

DOKSAN DERECE AÇI MESELESİ...

Bizim fideler gövdeleri kurşun kalem çapına geldiğinde balkona çıktı... Hallerinden memnun görünüyorlar... Bu yaz, iki Hafize Baliç pembesi, bir kaç da organik cherry var... Fazlası bu balkona sığmıyor zaten... Az- öz! Yavaştan da çiçekleniyolar...

Bu sabah korkunç bir fırtına çıktığından hepsini içeri aldık. Bu arada cherrylerin meyva vermeye başladıklarını da gördük!

Esasen, öyle rüzgar çıktı, dolu yağdı filan gibi gerekçelerle balkona çıkmış saksıları kolay kolay içeri alamayız. Çünkü sırık yerine bambularla askıya alınmış, bambular da sağlam dursunlar diye balkon parmaklıklarına bağlanmış olur. Bu yıl açık havaya daha yeni çıktıkları için henüz bambu desteklerini takmamıştık...

Amaaa... İşte bu tatsız bir durum. En büyük pembenin ilk ve büyük sarı çiçeği, hemen sapından 90 derece boynunu bükmüş. Bu dik açılı boyun büküş "ben büyüyüp meyva veremeyebilirim" anlamına geliyor... Daha doğrusu geçmiş yıllarda öyle olmuştu... 

Şimdi içimden onu hafifçe doğrultup, kırık sarar gibi, bir yapışkan bantla 180 dereceye düzeltmek geliyor! Geliyor da onun doğasını kandırmak mümkün mü? Bilemiyorum... 

Mayıs 22, 2015

YAVAŞ YAVAŞ BALKONA HAZIRLANIYORLAR!

31 Mart'ta çimlenmeye bırakılan tohumlar, 7 Nisan'da başlarını çıkarmışlardı...

Bugün 22 Mayıs 2015!
31 Mart'tan bugüne kadar, arada yalnızca bir kere "şaşırtılıp" biraz daha ferah bir alana taşınmışlardı...

Bu fotoğraftakiler artık (20 Mayıs 2015'te) fide torbalarına alınmış halleri...

Hepsi de bizim mini balkonda bir iki kuşak büyümüş, meyva vermiş, buradaki dış koşulları genlerine kaydetmiş, pembelerin, biberlerin ve doğal "cherry"lerin torunları!
Soldaki saksıdakiler pembeler, sağda daha nazlı, daha narin "cherry"ler...


Bu kare metal kapta da ortada bir "cherry" etrafında ise doğal biberler var...
Bu çimlendirme mevsiminde yalnızca 4 biber yeniden çimlenip fideye dönüştü!
Şimdi sıra hepsinin gövde çaplarının en az 1 cm. genişliğe ulaşmasını beklemede...
Sonra haydi bakalım deyip saksılara taşınacaklar... Tabii asıl sorunlar da o zaman başlayacak...
Buraya kadar olan en kolay fasıldı...
Pembe Domates Ağı'nda asıl bundan sonra yakınmalar başlayacak!
"Çiçeklerim dökülüyor!" / "Tırtıl geldi"! / "Sarardı soldu!" / "Domatesler çok küçük!"... ve belki yenileri...
Umarız küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin etkileri bizleri bu sezon es geçer!


Nisan 07, 2015

1 HAFTA YETTİ!

Bizim balkon pembelerinin geçen yazdan saklanan çekirdekleri 31 Mart 2015'da -Türkiye'de tarihi elektrik kesintisi yaşandığı- gün, çimlenmeye bırakıldı...
Yalnız pembeler değil, doğal biber ve cherry'ler de...

 Bugün 7 Nisan... Pembeler ve cherry'ler çoktan ortaya çıkmışlar bile...













Ancak, biberler (ortadaki grup) her zamanki gibi nazlı. Henüz tık yok onlardan...

Ocak 02, 2015

2015'in İLK GÜNLERİ...

Bizim balkon domatesleri Aralık ayını da çiçek açıp meyvaya durarak geçirdi. Yılın son haftası çoğunu söktük ama hala çiçek açan bir tanesine kıyamadık!

Mevsim değişikliği olgusunun bundan güzel kanıtı olamaz herhalde...

Öte yandan bu sabah dünyada ne olup bitiyor derken, The New York Times gazetesinde, kimi "bilim insanları"nın nasıl harıl harıl bitkilerin genetiğini değiştirmek için çalıştıklarını, herşeye rağmen bu konuda yapılmış yasal düzenlemelerin nasıl etrafından dolandıklarını görünce buraya "link" vermeden geçmek olmazdı... "Bitkinin genlerine kimyasal madde değil de başka bir bitkiden alınmış bir madde ekledik, bu yasaya aykırı değil" diyor bir tanesi... Kimi çim/ot üzerinde çalışıyor önce, sonra yavaştan diğer bitkilere kayıyor. Kimi açık açık Kanola ile uğraşıyor.
Şu da aynı gazetede, tüketimi/üretimi ABD Tarım Bakanlığı onaylı, kızartmalık GDO'lu bir patates haberi... Soyulduktan sonra kararmıyor ve de guya kızartıldıktan sonra sağlığa daha az zararlı...
Bu arada bu gazetede bu konuyu yakından izleyen bir gazeteci var, Andrew Pollack! Meraklılar için onun bütün haberlerinin arşivlendiği sayfayı da verelim: şurada!
Bunları böylece kayda geçip herkese sağlıklı bir yıl dileyelim!

Ağustos 22, 2014

BU YAZ DA PERDE ARKASINDAYIZ...

Geçen yaz küresel ısınma sonucu aşırı sıcaklar yüzünden önce boynunu büküp sonra da dökülen çiçekleri korumak için çareyi perdeyi dışarı çıkarıp onlara gölge yaratmada bulmuştuk. Sonuç gayet olumlu idi. Bu yaz da aynı durumla karşı karşıyayız. Emektar ve ekonomik İkea tülleri yine görev başında.
Zaten bu yaz yola geç çıktık (22 Nisan'da), üstüne de bir sıcak, bir soğuk, bir fırtına derken şaşkına döndü zavallıcıklar. Şu anda nazlı pembeler çiçek döküp durmakta, nazsız cherry'ler meyvaladılar, biraz da doğal biber var, genlerine bu balkonun iklimi kayıtlı (!), onlar da iyi gidiyor. Bakalım...



Nisan 22, 2014

DOMATES GÖZÜYLE; 22 NİSAN "DÜNYA GÜNÜ" OLSUN!


Bugün 22 Nisan Dünya Günü! 
Bizimkiler bu yıl daha yeni ekilip Dünya Gününe gözlerini ancak alttaki kadar açtılar...
Dünya Günü 2014 ise bu yılın temasını "Green Cities" olarak seçmiş. Kutlu Olsun!
Dünya Günü 2014: "Yeşil Şehirler"!



Haziran 08, 2013

BİBERLİ PEMBENİN TEPKİSİ...

Bu yıl çoğumuzun pembe serüveni çok başarılı başladı. Gruba ya da FaceBook'daki PDA Şubesi'ne yollanan mesajlarda da buna dair hayli içerik paylaşılıyordu. Genellikle böyle başlanıp, sonra haşarat, aşırı sıcaklar, egzos ve benzeri nedenlerle çiçeklerin meyvaya dönüşemeyip döküldüğü, ya da çiçeklenmenin durduğu, sonuçta ürün alınamadığı, bundan dolayı da mutsuz olunduğunu bildiğimizden hep sakınımlı mesajlar verdik. Ben de en çok bu yaz başında sık sık yapılan "her zamankinden daha sıcak geçecek" uyarılarını hatırlatıyordum.

"Aman başlarına bir şey gelmesin" derken ilk meyvalarını vermeye başlamış olan bizimkilerin başına öyle bir şey geldi ki! 40 yıl düşünsek asla aklımıza gelmeyecek türden: "Biber Gazı"! 

Birden çok kere ve birden çok gün biber gazına maruz kalan pembeler de başlarına gelene ne tepki vereceklerini bilemediler önce... Sonra bir donuklaştılar, yaprakları matlaştı ve bir kaç ton soldular. Derken yaprakların üzerinde beyaz puanlar belirdi. Dün bir de baktık ki o puanlar kahverengine dönüşmüş...

Gazın cinsi değiştikçe süt, su, sirke tavsiyeleri de değiştiğinden bu canlıları yıkamaya da kalkışmamıştık... Şimdi bundan sonra nasıl bir seyir izleyecekler belli değil. Ama belli olan bir şey var, bu arkadaşlar her yıl içinde bulunduğu ortam koşullarını DNA'larına kaydediyorlar. Bunların tohumunu  alıp bir sonraki yıl aynı yere diktiğinizde daha kolay başediyorlar dış koşullarla. Belli olan şey, bu yıl bunların tohumlarını almayı hiç istemediğimiz!  Alırsak o tohumları "Bunlar biber gazına dirençli pembeler" diye etiketlemek gerekecek çünkü.

Diren Gezi Parkı, Direnin Pembeler!

Mart 08, 2013

BU YILKİ SERÜVENİN İLK ADIMI: 7 Mart 2013

Bu yıl yaz mevsiminin geçmiş yıllara göre olağanüstü sıcak ve kavurucu geçeceği söyleniyor... "Haydi hayırlısı bakalım" diyerek bu yılın serüvenini -paylaşılacak olanları hepsi bittikten sonra ve ancak şimdi- 7 Mart 2013'de başlatıyoruz... Bir hafta sonra ikinci bir ekim yapılacak. Bu ilk grubun başına bir hal gelirse ne olur ne olmaz diye tohumların hepsini birden kullanmıyoruz...




Bu yıl değişik bir torf kullandık. Hindistan cevizi lifinden sıkıştırılmış "organik" torf! Küçücük bir paket bu, suyla ıslatıldığında 5 litrelik bir torfa dönüşüyor. Resimdeki torbanın içinde suyu içip şişmiş hali var...
Taşıma kolaylığı yüzünden aldım bunu, nasıl sonuç vereceğini deneyip göreceğiz. Ama bundan sonraki çimlendirmede gene temiz "toprak" kullanacağız. Biraz geçen yıl balkonda çoğalıp, buradaki iklimi genlerine kaydettiği için daha iyi sonuç vereceğini umduğumuz Metin Varol tohumlarından, biraz da Nail Sarı'lardan ektik...  Biraz da en kolay bakılıp büyütülebilen organik cherry ve üç dört balkon biberi ektik. Hepsi de balkon çocuğu. Ya da Yeşim Güriş tabiriyle "torunun torunu"!  Bakalım artık!

Ekim 23, 2012

PASTIRMA YAZINI BAHAR MI SANDIN?

Ekim'de çiçek açan pembe domates!
Geçtiğimiz haftalarda İstanbul, Ekim ayında 33 derece sıcaklığı gördü. Birkaç hafta süren bu yalancı yaz ("pastırma yazı" mı?) sırasında bir de baktık ki henüz sökmediğimiz balkon pembelerinden biri çiçeklenmiş... Hem de ne çiçek! Öyle kolayca döküleceğe de benzemiyor... Bakalım ne olacak şimdi...

Aşağıdakiler de Eylül ayının son hasatı!






Ağustos 19, 2012

ANCAK...

Bu yıl evde çimlendirmeye geç başlamıştık...
Ancak şimdi bu hale gelebildiler...

Bu pembelerin kaynağı: Hafize Baliç tohumlarından Metin Varol'un Tekirdağ'da sürdürdüğü pembelerin 2010 versiyonu.

Eylül 16, 2011

6 YILLIK TOHUMUN PERFORMANSI...

Bu yaz başında bundan 6 yıl önce elime geçen bir doğal pembe domates türünün (aslında mor; "Purple Calabash" !) tohumundan ürün almayı denedim... Esasen tohumlar 7. yılındaydı... Biz ortalama 5 yıl ömrü olduğunu biliyorduk tohumların ama gene de denemeye değerdi...
Sonuç: "1" adet meyva ile canlılığını sürdürdü! (Ondan da tohum aldık elbette bakalım seneye onlar ne gösterecek bize?)

Balkonda 7 yaşına girmiş bir tohumdan yetişen "Purple Calabash"- Temmuz 2011...

Aynı domates, 18 Ağustos 2011...

Aynı domates, tabakta!

Aynı domates, tohumları alınıyor!..




Ağustos 16, 2011

TEMMUZ AYINDA DURUM...



Bu yaz İstanbul'a güneşli günler geç geldi... Temmuz ayında balkon pembeleri hala yeşil... Üstte: "Purple Calabash" türü... Ortada ve altta: Hafize Baliç pembesinden 2007 yılında Metin Varol'un Tekirdağ'da yetiştirdiği domateslerin çekirdeklerinden çıkanlar...

Şubat 23, 2008

PDA ISTANBUL BULUŞMASI -I- (SUNUM)

(Bu gönderi, 24 Şubat 2008, Pazar günü İstanbul'da, yine Armada Otel'de yapacağımız II. Buluşma çalışmaları kapsamındaki "SUNUM"u, "PowerPoint" formatından kurtarmak ve içeriğe her zaman kolayca erişebilmesini sağlamak amacıyla buraya konuluyor!)


SUNUM

KONU: "DÜNDEN BUGÜNE PDA"

İÇERİK:

1) Neredeydik?

2) Nereye Geldik?

3) Nereye Gidiyoruz?


1) Neredeydik?

Bu sorunun yanıtını işin başından beri bir arada olduklarımız zaten biliyor. Sonradan bir araya geldiklerimiz ya da bu siteyi şu anda ziyaret edip de "neymiş bu işin aslı faslı?" diye merak edenler için bağlantılar burada:

PDA 2006 Arşivi

PDA 2007 Arşivi


2) Nereye Geldik?


Bugün itibarıyla 2006'dan bugüne kadar nereye geldiğimizi nitelik ve nicelik açısından ikiye bölmekte sanki yarar var.

Nicelik açısından:

  • Üye sayısı: 15'den 580'e çıktı (ve eldeki tohumların yetmeceği düşünülerek üyelik geçici bir süre için durduruldu) Bu noktada Nalan Cantav'ın özverili çalışmasının altı çizilir...
  • Tohum paylaşımı: Tohum sağlayanların sayısı (Baliç Ailesi) "1" iken çokça arttı: Münevver Eminoğlu, Ömercan Organik, Metin Varol, Selim Güleç (eliyle Sıdıka Kurt, Yüksel Atar, Ali Kayhan) Rasim - Hümeyra Konyar, Sedat Tavşanoğlu, Ayşe Sazak, Osman Nuri Nişancı, Gonca Ceylan Dikici, Ceylin Belli, Hanife Karagöz, Halil Torunoğlu, Ahmet Ergün, Şefika Erdinç, İbrahim Ethem Saklakoğlu eliyle Gürsel Tonbul, Betül Sözen (eliyle ÇEKÜL Birgi Temsilciliği), Ayşe Şensılay, Trabzon'dan "Batum pembeleri"nden gönderen Benol Hazaroğlu ve (Selim Güleç'in gönderdiği Mersin Kazanlı ilçesi Ali Kayhan tohumlarından ikinci turu alan) Vildan Özfenerci...
  • Koordinasyon: İlk yıl bir taraftan Tansuğ'lar fidelerini evlat edinecek dostlar arar, bir taraftan da sevgili yeğenleri Zeynep Uygun, balkonda yetiştirme konusunda çözümler geliştirirken, 2007'de adeta "patlayan" PDA tohumlarının Türkiye'nin dört bir yanına iletiminde "gönüllü" koordinatörler devreye girdi: Ankara'dan Cemal Ören ve Murat Etöz, İzmir'den Sevil Özcan ve Nail Sarı, Adana'dan Mehmet Saygın, Gölcük'ten Halis Esen, Trabzon'dan Erkut Ailesi, Bodrum'dan Semra Demokan ve Leyla Candan gibi...
  • 2008 için paylaşılacak tohum ve gönderi sayısı: Burada söz, "Tohum Gönderme üstadı" Emine Yalçın'a düşer! Keza 2007'de İstanbul içindeki PDA üyelerine hem tatmak hem tohum almak için kendi yetiştirdiği pembelerden üçerlik paketler halinde dağıtım yapan Metin Varol'a ne kadar teşekkür etsek azdır.
  • 2007'de paylaşılan fide sayısı: 300 (Konyar'lar)-
  • Pembe domates yetiştirilen il sayısı: 29 oldu
  • Yetiştirilen pembe türlerinin sayısı: 7'ye çıktı (Bkz. PDA Google Gruplar- İletişim Ağı Veritabanı: "Türkiye'de Pembe Domates Envanteri")
  • Ürün almayı başaranların yüzdesi: Hissedilen küresel iklim değişikliği nedeniyle 2006 sezonunda %95 başarı oranı, 2007'de tersine döndü!
  • Pembe domatese has olarak açılan web günlüklerinin sayısı: 1'den 14'e çıktı...
  • Alınıp verilen elektronik ileti sayısı:
    2006 - 139 mesaj- 2007'de Yahoo'dan Google Gruplar'a taşındık - 970 mesaj - 2008 - 24 mesaj. Keza Şefika Kamçez, Nilgün Şener, Nalan Cantav, Emine Yalçın bu konuda "Moderatör" olarak anlamlı roller üstlendiler.
  • Kitle iletişim araçlarında konu edilme:
    2006'da "Milliyet": "Pembe Domates Şehre Yayılıyor", Sabah: Pembe Candaner
    2007'de:
    CNN Turk 5N1K: Balkonlarda Organik Tarım
    Buğday- "Apartman Tarımı"
    Hürriyet: "Bu da 'Pembe Domates Örgütü"
    Türkiye'de "Slow Food" akımı öncülerinden Defne Koryürek'in "Fikir Sahibi Damaklar"- Dergisi , Sayı 1 "PDA"
    TÜRSAB Dergisi- Mayıs 2007: "Türkiye'de Yeni bir hareket var: Pembe Domates Ağı" (sayfa:26)
    Buğday- "Pembe Domates Ağı"
    Açık Radyo- Röportajlar (Oya Ayman ile "Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam" programı)
  • Ve vatandaş odaklı "medya"; ("blog") yüzlerce Web günlüğünden PDA'na bağlantı ve alıntı, haber, yorum...
  • Bilgi paylaşımı açısından: PDA üyelerinin katkılarıyla 2 Rehber, 3 fotoğraf albümü yayınladı, 2007 içinde pembe domatesin bakımı konusunda sulama, tohum alma ve iklim değişiklikleri ile başetmede işe yarayabilecek çözüm önerileri sunuldu. PDA üyeleri bir önceki yıla oranla daha fazla kere birbirlerine destek verdi...
  • "Hafiften kurumsallaşma": Bu sivil ve kendiliğinden örgütlenme ya da daha genel tanımıyla "toplumsal ağ oluşturma" ("Social Networking") olgusu küçük ya da büyük çıkar grupları tarafından istismar edilmesin diye alınacak önlemlerden biri olarak "PDA- Pembe Domates Ağı" deyimi ve logosu (Emine Yalçın öncülüğünde) tescil ettirildi.

Nitelik açısıdan:
Yukarıdaki sayısal veriler PDA'nın giderek yaygınlaştığı ve amaçlarına ulaşmada hayli yol aldığının bir göstergesi sayılabilirse, bu sayılar şöyle de yorumlanabilir:

  • Türkiye'de "evladiyelik doğal pembe domates" diye bir güzel domatesin yaşadığının farkında olmak,
  • Bu domatesi tatmak için arayışa girmek,
  • Bu domatesi aramak ve talep etmek,
  • Bu domatesin sürdürülebilmesi için birşeyler yapma gereği duymak,
  • PDA'na katılmanın bu bağlamda işe yarayabileceğini düşünmek,
  • Tohum edinmek ve evde/bahçede/tarlada bu domatesten yetiştirmek için bilgi edinmek ve harekete geçmek,
  • PDA üyeliğinin ön koşulu olan "PDA 2007 Manifestosu"na uygun davranılacağına söz verirken, kişisel bir lezzet arayışının ötesinde; doğal tarım, küresel ısınma, organik tarım, doğal gıda, genetiği değiştirilmiş organizmalar, terminatör tarım teknolojileri, kent tarımı, toplu davranma, bilgi üretme ve paylaşma, tekno-fobilerden arınma, balkon bahçıvanlığı, doğal döngünün bozulmadan sürdürülmesi, çıkar gütmeyen dostluklar, paylaşımcılık, sade yaşam ve ... ve daha bir dolu "acil dünya gündemi maddesi" ile yüzleşme...

3) Nereye Gidiyoruz?

Bunu bugün hep birlikte tartışmamız gerekiyor... Yerküremiz, evrende kendine biçilen rolü sadıkane oynamayı sürdürürken, üzerinde yaşayan bizlerden çekmediği kalmamışken, biz "insanlar" hala akılalmaz, bu çağın gündeminde yeralması inanılmaz maddelerle "meşgul" ediliyoruz. Gerçekten nereye gidiyoruz? Bu gidişat içinde "PDA" ne yapmalı, nereye gitmeli? Kişisel küçük sevinçlerimiz, lezzet ve mutluluk arayışlarımızı acaba yerkürenin geleceği açısından daha akılcı bir düzleme nasıl taşırız? Bunları hep birlikte tartışalım şimdi...

Not: Burada adını anmayı şu dar zamanda beceremediğimiz pek çok sevgili PDA üyesine, ve bu toplantıya ev sahipliği yapan Armada'ya içten teşekkürler...

Şubat 21, 2008

II. PDA ISTANBUL BULUŞMASI BU PAZARA!

İlkini geçen yıl 12 Şubat'ta düzenlemiştik... İkincisi de bu yıl aynı tarihte olacaktı ama o gün İstanbul'un karlar altında kalacağı tuttuğundan bu Pazar (24 Şubat 2008) yine Armada'da olacak toplantı!
İstanbullu PDA'cıları bekliyoruz!