BU YAZ...

Bu web-kütüğü, çok az bulunan "Pembe domates"in doğal yöntemlerle çoğalması düşüyle, bir Istanbul apartmanında Avniye ve Mehmet Tansug'un başlatıp, dostlarına yaydığı "evde yetiştirme serüvenleri"nin bir pembe domates ağina (PDA) dönüşmesi ve deneyimlerin paylaşılması için yayında...
Gönderen
A.T.
zaman:
17:20
0
yorum
Kategori: balkonda domates, blog, malç, PDA, PDA web-gunlukleri /blogları
Haziran ortalarına geldik... Geçen yılın Haziran arşivine baktım da geçen yıl bu sıralarda daha çok mekanik korumadan sözedilmiş. Bu yıl da şu ana kadar ortaya çıkan sorunların en başında yapraklara dadanan küçük böceklerle ilgili... O yüzden delikli koruma torbaları böcekler konusunda da bir dereceye kadar etkili olabilir... Bu yılın serüveninde göze çarpan en güzel olgulardan biri de böceklerle ilişkide ve onları uzakta tutma yolları konusunda önerilen yöntemlerin "doğal"lığında!
Bu da PDA Manifestosu'nun çok iyi algılandığının bir kanıtı...
"Çiçek açıp çiçek dökme" konusu, Temmuz 2007'de gündeme gelmiş. Bu yıl sıcak bölgelerde çiçeklenme daha erken olduğu için bu konuda da yakınmalar oldu. Ama üyemiz Sibel Karanfil buradaki "çiçek dökme ve gergin yetiştirici ilişkisi" konulu içeriği farkedip, PDA ile çoktan paylaştı ki bütün bunlar bizi çok sevindiriyor...
Emekler boşa gitmiyor kısacası... Yeter ki küresel ısınmanın etkileri pembelerden uzak olsun...
Ne diyelim...
Gönderen
A.T.
zaman:
10:45
0
yorum
Kategori: domates zararlıları, iklim değişikliği, PDA
-Bu içerik, daha ziyade yeni PDA üyeleri için!-
Şu sıralar hemen herkesin tohumu çimlendi ve fide olma yolunda. Bu aşama, işin en zevkli ve görece olarak da "en kolay" faslı aslında. Yine de bu aşamada en çok dikkat edeceğimiz nokta, "gövde" olmalı. Çimlenen tohumları fide kaplarına alırken, gövdeyi çok fazla açıkta bırakmayın. "Yapraklar toprağa değmeyecek kadar" toprağın içinde kalsın. Sonradan çok uzamışsa da bir biçimde toprakla kapatın...
Tohumlar çimlendi, ilk 4-5 yaprak çıkana kadar bekledik, fide kaplarına aldık, "e şimdi ne zaman bahçeye ya da asıl saksılara ekeceğiz?" diye telaşlanmayın. Acele etmeyin. Asıl yerine gitmeleri için gövdenin bir kurşun kalem çapını almasını bekleyin. Bu arada sıkıştırılmış karton fide kapları ya da hiç tavsiye etmemekle beraber "plastik" kaplar dar gelecektir. Birincisinde kökler kaptan dışarı çıkıp büyümeye devam edecek, ikincisinde dışarı çıkamayacağı (ya da sadece kaptaki su deliklerinden dışarı çıkmaya çalışacağı) için bitki sıkıntıya girecektir. Yapraklarda kıvrılmalar, sararmalar da böyle bir durumda görülebiliyor.
Bu yüzden geçen yıl bir alternatif malzeme olarak "fide torbaları"nı denedik ve sonuç mükemmel oldu. Bu torbalardan edinip önce az miktar toprakla ve torbayı dışa kıvırıp ufaltarak, fideyi geçirin. Gövde uzadıkça toprak takviyesi yapar, kenarları biraz daha yukarı çekersiniz. Bitki iyice gelişip serpilinceye, gövde çapı en az 1 cm. oluncaya kadar...
Bunu anlatmanın en iyi yolu göstermek tabii. O da burada.!!!
PDA içinde bilgi paylaşımı konusunda mevcut kaynaklar ve buradaki "PDA özel arama motoru" (sağ panelde) ve "Arşiv"in hizmetinizde olduğunu hatırlatalım... 2006 ve 2007 Mayıs'ına tıklarsanız, o ay neler yapılmış, neler paylaşılmış,"domates olgunlaştıma torbası" dahil ne malzemeler kullanılmış görebilirsiniz. Siz de kendi web günlüklerinize kendi çözümlerinizi girdikçe gelecek yıl hep beraber bir çevrim içi PDA Ansiklopedisi oluşturabiliriz!
Bu yıl biraz gecikmeli olarak o da sadece Hafize Baliç pembelerinin bizim balkon versiyonundan olup, geçen yıl bizim balkonda meyva verebilen "tek pembe"nin tohumlarından 24 Nisan'da ekim yapmıştık... (Bir miktar da aynı balkonda bir mevsim ürün veren "organik cherry"lerin tohumundan...)
1 Mayıs'taki durum: "Cherry"lerin hemen hepsi filizlendi. "Pembe"ler de. Ama pembelerden sadece 3-5 adedi...
Google Gruplar'a erişimin engellenmiş olması yüzünden PDA içindeki iletişimin de kesintiye uğraması çok canımızı sıkıyor... Neyse farklı bağlantıları olan üyeler grup içi yazışmayı sürdürebiliyorlar. Bizim bağlantı sansürlü olanı! O yüzden örneğin, "fidelerimi kuşlar yedi, ne yapayım?" diyenlere, "şuraya bakın" diyemiyoruz... Ya da "erkenden dışarı çıkartmayın"!
(Bu konuda bu blog içeriğinden yararlanmak için sağdaki Rehber'ler ve PDA Arama Motoru hayli işlevsel aslında...)
Bu arada özel sektör de balkonda organik tarım eğilimlerini değerlendirmeye başladı!
Bunlardan bir tanesi "Pencere Önü Bostanları" markasıyla pazarlanmaya başlanan bir ürün...
Tohumların ne kadar "organik" ya da "doğal" olduğu ayrı bir konu ama yaklaşım sevimli...
Yakında birileri bizim pembeleri de ticarileştirmeye kalkışır mı acaba dersiniz?
Aman ha, "PDA 2007 Manifestosu" bunun için var!
Doğallığını korumaya kararlıyız bu tohumların, endüstriyelleşmesine asla izin yok!
PDA üyelerinin bu konuda çok dikkatli olmaları gerektiğini bir kere daha hatırlatalım...
Gönderen
A.T.
zaman:
07:58
1 yorum
Kategori: balkonda domates, ev bahçıvanlığı malzemesi, evde domates çimlendirme, tohum
Özellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde artık tohumdan çimlendirme için vakit geçti... Marmara Bölgesi için de yeni üyelere tohum yollamaya bugünlerde son veriyoruz...
Mayıs başından itibaren artık zaman, fide paylaşım zamanı...
Bundan sonra üye olacakların bu nedenle tohum isteğinde bulunmamalarını rica ediyoruz...
(Moderatörlerimizin ruh sağlıklarını da düşünmek zorundayız!)
:)
Bu yıl, çimlendirme işine biraz geç başladık!
Şimdi 2006'da bu işe ilk başladığımız günleri düşününce kendimizi sanki 30 yıllık çiftçi gibi hissediyoruz.
2006, 2007 ve 2008. Bu yıl evde pembe domates serüvenlerinin sadece üçüncüsü olacak oysa...
Böyle hissetmemizin nedeni açık, bu iş bütün Türkiye'yi kaplayan bir akıma dönüştü. 1000'e yakın PDA üyesi Türkiye'nin dört bir tarafında bizim yaşadığımız heyecanları yaşıyor...
Bizim bu web günlüğünden şimdi onlarcası var!
Bu günlüklerin (blog) birbirine bağlanmasıyla da PDA bir hiper-ağ'a dönüşüyor.
Son iki yıldır başta Nalan Cantav ve Emine Yalçın olmak üzere kıdemli PDA üyeleri, sağolsunlar, tohum paylaşımı, üye kaydı, mesaj trafiğinin yönetimi gibi işleri bizim üstümüzden aldılar... "Tohumdan çimlendirme" zamanının da artık iyice sonuna geldiğimizden, bir de baktık şimdi, kendiliğinden bir fide paylaşımı işi başlamış... Ankara PDA'da olduğu gibi. PDA'nın kendi içindeki örgütlenmesini kendisi sürdüren, akılcı ve işlevsel bir yapıya kavuşması, insanların gerek pembe domatesleri gerek deneyim ve bilgilerini "karşılıksız paylaşma"nın tadını alması... bütün bunlar bizi çok mutlu ediyor...
Şimdi bütün sorun 2008 yazının geçen yıl gibi aşırı kurak geçmemesinde...
Rastgele!
Yeni üyelere not: Rehber-I'e bir göz atmanızda fayda var!
Gönderen
A.T.
zaman:
09:42
0
yorum
Kategori: PDA, PDA web-gunlukleri /blogları, tohum
Google Gruplar ana sayfasına gidildiğinde bu akşam itibarıyla görünen manzara aynen şöyle:
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.
T.C. Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 14.03.2008 tarih ve 2008/15 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.
Access to this site has been suspended in accordance with decision no: 2008/15
PDA üyeleri de Türkiye'den Internet'e bağlanan milyonlarca diğer kullanıcı gibi, neden böyle olduğunu henüz kamuoyunun bilmediği bu yasaklama yüzünden Google Gruplar'daki iletişim listesini bir süre kullanamayacak...
(Ola ki gelip buraya bakan olur diye!)
Şurada da Turk.Internet.Com'un kapatma kararı ile ilgili haberi var!
Bu da Milliyet'teki son haber!
Sadece ttnet abonelerinin giremediği Google Gruplar'a diğer Internet servislerini kullanan aboneler erişebiliyor. Hiç giremiyenler "free anonymizer" kullanarak grupta son günlerde alınıp verilen mesajlara erişebilir. Örneğin şu yolu deneyebilirsiniz: http://anonymouse.org
yazın açılan sayfanın ortasındaki pencereye bizim grubun ana sayfa adresini yazın: http://groups.google.com/group/pembedomates/ .
Ya da ttnet'ten başka Internet erişiminiz varsa Internet'e o yoldan bağlanın.
Gönderen
A.T.
zaman:
19:42
4
yorum
Kategori: google gruplar, Internet yasakları
2008 pembe sezonuna doğru kimi yeni üyeler (bu arada 600'ü aştık!) ilk kez tohumdan bir canlı yetiştirmenin heyecanlarını çekerken, biz de farklı heyecanlar yaşıyoruz. Onların başında da ülkemizin ve de ağımızın içinde bilgi okur-yazarı sayısının artması yolundaki olumlu gelişmeler... Türkçesi şu: "PDA üye web-günlüklerinin sayısı hızla artıyor!"
2006'da kendi konumuzda bir tek bu bizimki var iken, şimdi PDA içindeki blog sayısı -bugün itibarıyla- 18'e yükseldi! Onları "PDA Ortak Web Günlüğü"nün sağ paneline teker teker listelemek
büyük keyif oluyor...
Teşekkürler herkese!
Gönderen
A.T.
zaman:
14:06
0
yorum
Kategori: bilgi okur-yazarlığı, PDA, PDA web-gunlukleri /blogları
PDA'na üye olmak için gereken 3 koşulu yeni üye olmak isteyen herkese teker teker anlatıp açıklamak yerine artık aşağıdaki formun doldurulmasını istiyoruz:
http://pembedomates.com/uyelik_istek/
Bu formdaki koşullar yerine getirildikten sonra Google Gruplar'daki PDA listesine "üye
olmak istiyorum" diye başvuruda bulunanların üyeliği hemen kesinleştirilecektir...
Bu yıl bu web günlüğüne 2008 serüvenlerimizle ilgili olarak bizim evde neler olduğunu yazamıyoruz bir türlü. Her yeni bir PDA günlüğünün daha yayına geçtiği haberi geldikçe, kendimizi "torun sahibi" olmuş gibi hissetmekten alamıyoruz. İşte İzmir'den Sevgili Sevil Özcan ve Nail Sarı'nın "PDA İZMİR- İzmir ve Çevresi Pembeleri" den sonra yeni bir günlük daha yayına geçti:
"Pembe Domatesler: Evde Domates"
Üyemiz Çağan Karabıyık, harika görsellerle desteklediği kişisel günlüğünde, İzmir, Karşıyaka'daki evinde giriştiği pembe serüvenini anlatıyor...
Gönderen
A.T.
zaman:
08:14
0
yorum
Kategori: PDA web-gunlukleri /blogları
Norveç'teki tohum deposu, olası felaketlere karşı tohumları depolaya dursun, "Slow Food" hareketi de "lezzetleri" depoluyor. Slow Food ağının biyolojik çeşitliliği koruma amaçlı kurduğu Vakıf, "Ark of Taste" projesi ile kaybolmaması istenen lezzetleri saptıyor... Türkiye'den de "Havyar" var listede şimdilik!
Onların da bir "Manifesto"su var!
Gönderen
A.T.
zaman:
07:53
0
yorum
Kategori: "Slow Food", Svalbard
Öbür yıl da. Daha sonraki yıllarda da...
Gönderen
A.T.
zaman:
02:48
1 yorum
Kategori: basında PDA, Hafize Baliç, PDA Manifesto, Pembe Ana
İzmir'deki çalışmaları koordine eden Sevgili Sevil Özcan ve Nail Sarı, gelişmeleri bu web-günlüğünde belgelemeye ve görüntülemeye karar vermişler:
"PDA-İZMİR": " http://pembedomatesizmir.blogspot.com/
Ayrıca kendi tekniklerini de paylaşıyorlar...
İstanbul buluşmasında ise iki üyemiz daha -hatta toplantı sırasında- birer web-günlüğü açtı kendilerine. İlk içeriklerini gisinler, adreslerini "PDA Ortak Web Günlüğü"ndeki bağlantılara ekleyerek onları da duyuracağız...
Gönderen
A.T.
zaman:
05:59
0
yorum
Kategori: bilgi okur-yazarlığı, PDA web-gunlukleri /blogları
24 Şubat 2008, İstanbul buluşmamızda Sunum'dan sonra hem teorik hem pratik tartışmalar yapıldı.
"Pratik" malumdu: Bu tuhaf iklim koşulları içinde evladiyelik pembeleri nasıl daha sağlıklı yetiştirebiliriz? Zararlılarla nasıl mücadele edebiliriz?
Bunlar hakkında Sevgili Emine Yalçın'ın tuttuğu notlar ayrıntılı bilgi içeriyor...
"Teorik"e gelince, -"stratejik"desek belki daha doğru olacak-, o da Sunum'un üçüncü sorusu olan "PDA Nereye Gitmeli?" çerçevesinde yapılan tartışmalardı. Bir toplumsal ağ olarak böyle kalıp, doğal gelişimimizi mi yaşayalım? Yoksa daha klasik organizasyon modellerine mi yönelelim?
Bu konuda bu uğraşı disiplinle sürdürme fakat doğal gelişimden yana olan ilk görüşün sahipleri çoğunluktaydı. Yine de işbölümü ve paylaşımcılık konusunda daha sistematik çözümlere ulaşılması, tohumların nerede nasıl sonuç verdiğinin dikkatle izlenerek Türkiye Doğal Pembe Domates Envanteri'nin geliştirilmesi için başlatılmış bulunan çalışmaya üyelerin titizlikle katkıda bulunması gibi konuların altı kalın kalın çizildi...
24 Şubat toplantısı katılımcılarına bir de Norveç'teki şu meşhur tohum deposunun 26'sında açılışının yapılacağını duyurup, bizim tohumlardan oraya yollayıp yollanmaması konusunda düşüncelerini sorduk. Orada da çoğunluk yollanmaması yönünde görüş belirtti... Biz de zaten öyle düşünüyorduk...
Toplantıya gelenlere verilmek üzere (Istanbul'da yetiştirecekleri için yine İstanbul koşullarına alışmış) Konyar /Şile tohumlarından verdik. Zaten bazıları o gün paylaşmak amacıyla tohumlarıyla gelmişti, Sayın Gençtürk, Sayın Yaşmut, -önceden yollayan- Sayın Eminoğlu gibi...
Gelemeyenlere posta ile yola çıkarıldı bugün tohumları.
Türkiye'nin diğer bölgelerindeki PDA üyelerinden tohum istediklerini belirtenlere de yine bulundukları bölgelere uygun olarak grupladığımız tohumlar postaya verilmek üzere...
Bu konuda Google Gruplardaki iletişim ağından haberleşmeyi sürdüreceğiz.
Emeği geçen herkese, hepinize tekrar içten teşekkür ediyoruz...
Avniye - Mehmet Tansuğ
Gönderen
A.T.
zaman:
02:51
0
yorum
Kategori: domates yetiştirmede sorunlar, II. PDA İstanbul Buluşması, Svalbard, tohum
Gönderen
A.T.
zaman:
10:35
0
yorum
Kategori: II. PDA İstanbul Buluşması
PDA II. İstanbul Buluşması, 24 Şubat 2008, Pazar günü, İstanbul’da, Armada Otel’de yapıldı. PDA kurucularından Mehmet Tansuğ’un açılış konuşmasıyla başlayan toplantımız, Avniye Tansuğ’un “Dünden Bugüne PDA” başlıklı sunumuyla devam etti. Tansuğ’un; “Neredeydik?- Nereye geldik?- Nereye gidiyoruz?” alt başlıkları altında hazırladığı sunumu, aynı amaç doğrultusunda birlikte olmanın hissettirdiği güzel duygularla paylaştık.
Gönderen
A.T.
zaman:
10:19
0
yorum
Kategori: doğal tarım, domates zararlıları, II. PDA İstanbul Buluşması
(Bu gönderi, 24 Şubat 2008, Pazar günü İstanbul'da, yine Armada Otel'de yapacağımız II. Buluşma çalışmaları kapsamındaki "SUNUM"u, "PowerPoint" formatından kurtarmak ve içeriğe her zaman kolayca erişebilmesini sağlamak amacıyla buraya konuluyor!)
Nitelik açısıdan:
Yukarıdaki sayısal veriler PDA'nın giderek yaygınlaştığı ve amaçlarına ulaşmada hayli yol aldığının bir göstergesi sayılabilirse, bu sayılar şöyle de yorumlanabilir:
3) Nereye Gidiyoruz?
Bunu bugün hep birlikte tartışmamız gerekiyor... Yerküremiz, evrende kendine biçilen rolü sadıkane oynamayı sürdürürken, üzerinde yaşayan bizlerden çekmediği kalmamışken, biz "insanlar" hala akılalmaz, bu çağın gündeminde yeralması inanılmaz maddelerle "meşgul" ediliyoruz. Gerçekten nereye gidiyoruz? Bu gidişat içinde "PDA" ne yapmalı, nereye gitmeli? Kişisel küçük sevinçlerimiz, lezzet ve mutluluk arayışlarımızı acaba yerkürenin geleceği açısından daha akılcı bir düzleme nasıl taşırız? Bunları hep birlikte tartışalım şimdi...
Not: Burada adını anmayı şu dar zamanda beceremediğimiz pek çok sevgili PDA üyesine, ve bu toplantıya ev sahipliği yapan Armada'ya içten teşekkürler...
Gönderen
A.T.
zaman:
21:35
0
yorum
Kategori: balkonda domates, d, II. PDA İstanbul Buluşması, iklim değişikliği, kent tarımı, organik tarım, PDA Buluşmaları, PDA Istanbul
"Tohum çeşitliliği dünyanın en iyi koruma sistemini hakediyor" diyerek kurulan, Norveç'teki şu devasa; "SVALBARD KÜRESEL TOHUM MAHZENİ" ile ilgili gelişmeleri oldukça yakından izleyip burada da yayınlıyoruz. Hatta onların web sitesine de abone olduk, gelişmelerden hemen haberdar oluyoruz böylece... Kuzey Kutbu'ndan 500 mil uzaklıkta Antarktika'da bir adada kurulan bu tohum deposu; "Kıyamet Günü Mahzeni" ("Doomsday Vault") diye de adlandırılıyor.
Bundan 13.000 yıl önceki atalarımız, o dönemde hemen hemen aynı anda ve yerkürenin heryerinde, avcılıktan tarıma yavaşça bir geçiş yapmışlar. Bu olgunun nedenleri üzerinde çok tartışılmış. Bilim insanları sonunda şu ikisini benimsemişler:
a) yerkürenin hızlı soğuması sonucunda, insan topluluklarının
"avcılık / toplayıcılık"tan eski verimi alamaması, böylece bitkilerini kendi kendilerine yetiştirmeye odaklanma,
b) insanların ve bitkilerin hareket halinde olması!
Gönderen
A.T.
zaman:
19:05
0
yorum
Kategori: biyolojik çeşitlilik, biyoteknoloji ve hukuk, PDA, Svalbard, tohum
İlkini geçen yıl 12 Şubat'ta düzenlemiştik... İkincisi de bu yıl aynı tarihte olacaktı ama o gün İstanbul'un karlar altında kalacağı tuttuğundan bu Pazar (24 Şubat 2008) yine Armada'da olacak toplantı!
İstanbullu PDA'cıları bekliyoruz!
Gönderen
A.T.
zaman:
15:47
0
yorum
Kategori: PDA Buluşmaları, PDA Istanbul
Dostumuz, PDA üyesi, Emre ÜLKER bu siteye dikkatimizi çekmiş:
http://www.selfsufficientish.com/
"Self sufficient"; "kendi kendine yeten", "Self sufficiency"; "kendi kendine yeterli olma hali" anlamına geliyor. Bristol'de yaşayan ve bu siteyi (2004'de) kuran Dave ve Andy Hamilton (ikiz) kardeşler, tıpkı bizim gibi bir gerekçeyle yola çıkmışlar. Kendi çıkışlarını bir akıma dönüştürme amacıyla olsa gerek; amaçlarını özetlemek için seçtikleri sözcük "Self sufficient" ("Kendi kendine yeten")in sonuna bir "ish" ekleyerek, "kendi kentine yetmecilik"e dönüştürmüşler. Felsefelerini de zaten şurada açıklıyorlar... Özellikle "kent" yaşamında sınırlı mekan ve zaman içinde doğru ürünlere ulaşma konusunda herkesi kendi olanaklarını olabildiğince yaratıcı ve "doğal" biçimde kullanmaya ve kent içinde yetiştirebilecekleri ne varsa yetiştirmeye davet ediyorlar. Kurdukları site de bu anlamda bir bilgi bankasına dönüşmüş. Tabii ki domates de yerini almış orada!
Benzer kelime oyunlarıyla bir de "Trish" diye bir kahraman yaratmışlar, böylece bu hareketi çizgilerle daha sempatik biçimde anlatıyorlar. Dave ve Andy Hamilton, bir kitap da yayınlamış...
Çok hoşumuza gitti bu site.
Emre Ülker'e teşekkürler...
Gönderen
A.T.
zaman:
12:24
1 yorum
Kategori: ev bahçıvanlığı malzemesi, kent tarımı, organik domates, organik tarım